Araba ve Çadırla Balkanlar Turu – 10 Gün, 8 Ülke

Balkanlar turu, eşimle beraber çok ani karar verdiğimiz bir plan oldu. Motivasyon kaynağımız ise yıllarca beklediğimiz ve geçen sene almaya hak kazandığımız yeşil pasaportumuzdu.

1-sD-52EqKvVp-1twA5mtbxw
Hızlı karar verdiğimiz için yeterli hazırlık ve ön çalışma yapamadık. Hatta geziye 3–4 gün kala vazgeçmeyi bile düşünmüştük. Ama iyi ki de gerçekleştirmişiz diyoruz şu an.

On gün içerisinde gezdiğimiz sekiz ülke; Yunanistan, Makedonya, Karadağ, Arnavutluk, Hırvatistan, Bosna Hersek, Sırbistan, Bulgaristan.

Hazırlık aşamasında öncelikle Türkiye Kamp Karavan Derneği facebook sayfasında fikrimizi paylaşıp önerileri aldık. Çok faydalı önerilerle beraber bazı kaygı verici tavsiyeler de aldık. Örneğin “Arnavutluk’tan kesinlikle geçmeyin, Bulgaristan’da hırsızlığa dikkat edin, Otoban dışında yolculuk yapmayın” gibi. Ancak gezi boyunca güvenlikle ilgili hiçbir sorun yaşamadık. Böyle yorumların motivasyonunuzu düşürmesine izin vermeyin.

Büyük desteği ve rehberliğinden yararlandığımız Türkiye Kamp Karavan Derneği ailesine buradan teşekkürlerimi iletiyorum.

Gezi esnasında sosyal medya üzerinden tanıdık ve tanımadık insanlar çok ilgilendiler. Hatta birçoğu bu rotayı tamamlamak istediklerini söyledi. Ben de bunu gerçekleştirmek isteyenlere rehber olması açısından bir özet hazırlamak istedim. Önerilerimize kulak verirseniz bizimkinden daha konforlu bir gezi yapmış olacaksınız.

Bu yazıda “nereler gezilir”den pek bahsetmeyecek, daha çok bu rotayı nasıl tamamladığımızı yazacağım.

Nasıl Hazırlanmalı?

Arabanızın bakımını yaptırın, uzun bir yola çıkacağınızı servisinize / ustanıza söyleyin. Buna göre genel kontrollerini yapsın. Stepnenizi çıkarıp havasına bakın. Arabanızın ilk sahibi değilseniz bijon anahtarınızın tekerleğinizdeki bijonlara uyup uymadığını kontrol edin. Krikonuzu kontrol edin. Tekerleğin nasıl değiştirildiğini öğrenin. Araçta bulundurulması gereken malzemeleri (İlk yardım çantası, çekme halatı vb.) kontrol edin. Tüm lambaların (Far, sinyal vb.) çalıştığından emin olun.

1-DTCPPIiEhgZVmxnTcuXpwQBüyük araba lazım vb. gibi yorumlara kulak asmayın, biz 2008 model Toyota Yaris 1.3 gibi küçük bir araç ile bu geziyi sorunsuz tamamladık. Daha küçük arabalarla daha uzun yollar yapanlar da var.

Araç sizin üzerinize olmalı, değil ise sınır geçişinde noter onaylı vekalet belgesi gibi bir şey isteniyor. Araçla yurt dışına çıkarken yeşil sigorta yaptırmanız gerekiyor. Biz 15 günlük yaptırdık ve 45€ ödedik. Sigorta sınır kapılarından da yapılıyor ama benim önerim kendi sigortacınızdan Türkiye’den ayrılmadan önce yaptırın. Kapılar bazen karmaşa halinde olabiliyor, eminim uğraşmak istemezsiniz. Ek olarak Türkiye’den çıkmak için kişi başı 15 tl. harç ödemeniz gerekiyor. Bu ödemeyi herhangi bir bankadan TC kimlik no ile yapabiliyorsunuz. Dekontları ve yeşil sigorta belgenizi yanınızda bulundurun.

Yeşil pasaportumuz olduğu için vize işlemleriyle uğraşmadık. Bu işlemler ve maliyetler konusunda bilgim yok maalesef.

Konaklamanın yarısını kampinglerde yarısını ise booking.com ve airbnb platformlarından kiraladığımız dairelerde yaptık. Bunu yaparken kriterimiz gezeceğimiz yerlerdi. Örneğin görülecek yerler şehirde ise şehir merkezinde ev tuttuk. Deniz, göl ve doğa alanları ise çadırımızla kampinglerde konakladık. Yemeğimizi her zaman kendimiz pişirdik, bu nedenle rezervasyon yaparken konaklayacağımız evlerin mutfaklarının olmasına dikkat ettik.

Kamping deneyiminiz yoksa öncelikle mutlaka size yakın bölgelerde 2–3 günlük kampinglerde konaklayıp tecrübe edinin. Yaşadığınız eksiklik ve aksaklıkları not edip sonra bunlara çözüm bulun.

1-UMlsa_mxSOYnCf0sDrnmJAYurt dışında kampinglerde elektrik prizleri farklı olabiliyor. Yanınıza mutlaka fotoğraftaki ara adaptörden alın.

İnternet çok önemli bir ihtiyaç, gittiğiniz yerlerde adres bulmak, nerede ne yenir araştırmak vb. işler için sürekli gerekiyor. Konakladığımız her yerde wi-fi mevcuttu. Ayrıca şehir merkezlerinde birçok yerde ve kafelerde ücretsiz wi-fi bulunuyor. Ama yine de operatörünüzle görüşüp uygun bir tarife kullanmak isteyebilirsiniz. En azından birkaç kişi gidiyorsanız acil durumlar için birinizin telefonu ve interneti açık olsun.

Navigasyon konusunda internetimiz olmadığında veya operatörlerin kapsama alanı dışında da kullanabilmemiz açısından Sygic isimli navigasyon yazılımını telefonuma yükleyerek gerekli haritaları satın aldım (Apple sürümü için burayı, Android için burayı tıklayın). Bu arada tüm Avrupa haritası 60 tl, dünya haritası ise 80 tl, ömür boyu kullanabiliyorsunuz bu fiyatlara. Yol boyu bu yazılımın çok faydasını gördüm. Yol üzerindeki benzin istasyonları, park yeri, dinlenme tesisi gibi yerleri, gittiğiniz yoldaki hız sınırları gibi bilgileri anlık olarak gösteriyor. Tavsiye ederim.

Bütçemiz çok kısıtlıydı. Bu nedenle yemek konusunu büyük oranda Türkiyeden aldığımız konserve, makarna vb. gibi malzemeleri yanımıza stoklayarak hallettik. Onun dışındaki çabuk bozulan meyve, sebze, peynir vb. maddeleri gittiğimiz yerlerdeki market ve pazarlardan aldık. Sınır geçişlerinde bagajımızı hiç kontrol etmediler ancak et ve süt ürünlerinin geçişine izin vermiyorlar. Riske atabileceğiniz miktarda yanınıza alabilirsiniz. Temizlik malzemelerinizi (sabun, kağıt havlu, deterjan vb.) de mutlaka yanınıza alın. Bu arada balkanlarda çay bulabilmek neredeyse imkansız gibi, çay seviyorsanız mutlaka çayınızı yanınıza alın.

Pişirme için yanımıza küçük tüp aldık. Yanıcı / patlayıcı madde olması açısından sınırda sorun olup olmayacağını bilmiyorduk. Kimse arabamızı kontrol etmediği için bir problem yaşamadık. Eğer sınırda el koysalardı gireceğimiz ilk ülkeden kamp ocağı satın almayı planlamıştık.

1-RSBRC1kF0O0-etfMsH5dvQ

Arabamızın küçük olduğundan bahsetmiştik. 10–12 günlük yiyecek ve giyecekler, temizlik ve kamp ekipmanlarını sığdırmak büyük sorundu. Bu konuda ise Ikea yardımımıza yetişti. 22lt lik şeffaf kutulardan 7 tane aldık ve malzemelerin neredeyse hepsini bunlara koyduk. Çantalarımızı ise arka bölümde koltuk arasına yerleştirdik. Kutuların şeffaf olmasına özellikle dikkat ettik. Önceden aldığımız haberlere göre sınırda bazen kontroller olabiliyormuş. Şeffaf kutular içini gösterdiği için bagaj kontrolünde kolaylık sağlayacağını düşündük. Nitekim öyle de oldu. Türkiye’ye girişteki kontrolde görevli içini görebildiği için kutuları açtırmadan hızlıca bakıp geçmemize izin verdi. Trafikte dikkat çekmemesi için kutuların üzerini koyu renk bir örtü ile örttük ve yüksekliğin cam hizasını geçmemesine özen gösterdik.

Araç için soğutma dolabımız yoktu. Bunun yerine meşhur mavi renkli, yalıtımlı kutulardan aldık. Bir şehirden diğerine gitmeden önce buz kalıplarını ve yiyecekleri koyduk. Gideceğimiz sonraki konaklamaya kadar bozulabilecek yiyeceklerimizi sorunsuzca taşıdık. Gittiğimiz her yerde de buzdolabı zaten vardı. Burada ertesi gün için buz kalıplarını tekrar dondurduk.

Sanıldığı gibi yurt dışında yakıt ucuz değil. Hatta baya pahalı. Giderlerinizin önemli bir kısmını maalesef yakıt oluşturacak.

Gideceğiniz ülkelerdeki yakıt fiyatlarını görmek için burayı tıklayın.

Yolculuk

1. Gün

Yola Bursa’dan gece 24:00 gibi çıktık. Sabah saatlerinde İpsala sınır kapısındaydık. Yunanistan’da benzin çok pahalı olduğu için, İpsala kapısından hemen önce benzincide depomuzu doldurduk. Biz bu aldığımız benzinle Yunanistan’dan Makedonya’ya geçtik.

Gezi boyunca yaşadığımız en sıkıntılı sınır geçişi Türkiye oldu. Türkiye tarafından çıkarken 3 ayrı kapıdan kontrolle geçiyorsunuz. Yunanistan tarafından ise tek bir kapı var. Kontrol edilen belgeler; Pasaportlar, araç ruhsatı ve yeşil sigorta. Biraz da sıra olduğu için geçişimiz 1,5 saati buldu.

1-NxHAnkJJS5o_kTT2cufM1w
Yunanistan’a geçtiğimizde hedefimiz Kavala üzerinden Selanik’ti. Kavala’da 1–2 saat dolaşıp Selanik’e geçtik. Buraya kadar oldukça yorucu ve uzun bir yol olduğu için şehri dolaşmayı ertesi güne bıraktık. Şehir yaz dönemi olmasına rağmen sakindi. Kavala ve Selanik için otopark sorunu olmadığını belirteyim. Arabayı park edecek yer bulma konusunda bir sorun yaşamadık. Her iki şehirde de bir park ücreti ödemedik. Bu arada çoğu yerde Türkçe yazılar var, çalışanlar genellikle iyi derecede Türkçe konuşuyorlar ve ödemeyi euro olarak yapıyorsunuz.

Bu arada Türkiye sınırından Selanik’e gelene kadar 4 ayrı gişede toplam 8.4€ otoban ücreti ödedik. Gişelerde de ödemeyi euro olarak yapıyorsunuz.

1-_oZzb--75KVrTukRuF_RQQ
Şehri gezdikten sonra Ohri ve Strugaya doğru yola çıktık. Öneri üzerine Edessa üzerinden gittik. Bu yol hem daha keyifli hem de otoban masrafı yok. En güzel tarafı da Edessa gibi güzel bir şehri görme şansınız oluyor. Ohri yolu Edessa’nın hemen yanından uzanıyor. Sakın geçip gitmeyin. Yaklaşık 7 dk. lık bir yol ile Edessa’nın serin ve güzel şelalesine ulaşıyorsunuz.

1-Dihd341Q3bencsc1RTYgUA

Tüm ülkelerde hız sınırlamalarına çok dikkat edin. Sygic Navigasyon yazılımı bu konuda çok iyi, hız sınırınız aştığınız anda uyarı veriyor. Cezalar gerçekten fantastik olabiliyor.

Yola devam ettiğinizde Makedonya’ya geçip Manastır üzerinden Ohri’ye ulaşıyorsunuz. Biz Manastırı hava kararmaya başladığı için gezemedik ve konaklayacağımız kampinge doğru devam ettik. Sınır geçişi de çok hızlı oldu. Bu bölge gerçekten çok sakin hatta ıssız denebilir.

2. ve 3. Gün

Struga’da Rino Kamping’de konakladık. Burada 2 gece kalıp Ohri gölü çevresi ve milli parkları gezdik. Rino Kamping oldukça iyi bir işletme. Sahipleri çok nazik, yardımsever. Tesis temiz ve düzenli. Gider gitmez bize kahve ve rakı ikram ettiler. Sonrasında da her sabah kahvemiz geldi.

1-n6vgpnnf68l57NNS4coeJQ

Araç, çadır ve iki kişi konaklama gecelik 10€ gibi uygun fiyatlı. Çadırınıza elektrik veriyorlar, buzdolabı ise ortak kullanılıyor.

1-Z-vK6-DWFzpHZZyHOUeOyQ

Ancak bu bölgede Ohri şehrine yakın bir yerde konaklamanızı öneririm, çünkü asıl gezilecek yer burası. Bizim konakladığımız yer olan Struga, Ohri’ye yarım saat uzaklıkta, akşam bir çıkıp dolaşayım derseniz bir saatiniz yolda geçiyor.

1-E6lu2mtWw3AQCNzvyuEKhA
4. Gün

1-ai2HzU_tkf3pZwrO5YBkwgİkinci günün sabahı Arnavutluk’ta bulunan İşkodra gölüne doğru yola çıktık. Arnavutluk konusunda bizi biraz korkuttular. “Gece geçmeyin”, hatta “Oradan hiç geçmeyin” diyenler bile oldu. Ama ne sınırda ne de ülke içinde bir sıkıntı yaşamadık. Sadece şoförleri bizim şoförlerimizi aratmıyor diyebilirim. Çok fazla hatalı sollama yapıyorlar. Dikkatli sürün.

İşkodra’ya Arnavutluk’un başkenti Tiran üzerinden gittik. Tirana giderken yol ikiye ayrılıyor, biri otoban diğeri dağ yolu. Otobanı tercih edin, çok rahat bir yol ve otoyol ücreti yok. Tiran’a vardığımızda şehir içine arabamızı park edip çok kısa süre ile şehri dolaştık. Burada görecek çok fazla şey olmadığını söyleyebilirim.

1-9Ebg0Agh6HM7NbX8JXp-6Q

İşkodra gölü kenarında bulunan kamping olan Lake Shkodra Resort’a akşam üstü ulaştık. Burası gördüğüm en düzenli ve en temiz kamplardan birisi diyebilirim. Kamp yerleri numaralandırılmış, duş ve tuvaletler her zaman temiz, her bölümde su ve elektrik mevcuttu. Kampla ilgili ihtiyacınız olan bilgileri broşür halinde veriyorlar. Güzel de bir sahili ve iskelesi var. Zaman kısıtlamamızdan dolayı burada sadece bir gece kaldık. Gecelik ücret 17€ verdik.

1-29kJoufhBHlTA1a-iiJAZQ

5. ve 6. Gün

İşkodra’dan sabah 10:00 gibi (Bu arada Makedonya’dan sonra 1 saatlik fark ortaya çıkıyor. Yani Türkiye’de saat 10 iken orada 9 oluyor) yola çıktık ve Karadağ’a geçtik. Karadağ’da Bar, Budva ve Kotor’u rekor sürede gezdik.

1-Mf-_al33qgpizJ5C_JhGDQ
Öncelikle buraların biraz pahalı ve kalabalık olduğunu söyleyeyim. Zaman zaman konvoylar oluşabiliyor, yollar genelde bölünmemiş. Bu yüzden dikkatli sürün.

1-cOO-DO7Zd8Ic_fkd6WirjQ
1-vZMXz1h7zYjtY_EbO9zYHwKotor’dan sonra konaklayacağımız kamping olan, Dubrovnik yakınlarındaki Kupari Kamping’e doğru devam ettik. Buraya gelirken arada Kotor körfezi var. Bu körfezi geçmek için iki yol bulunuyor, biri feribotla geçiliyor, ki biz bunu kullandık.

Geçiş ücreti 4.5€, yaklaşık 10 dk sürüyor ve seferler sürekli yapılıyor, bekleme yapmıyorsunuz. Diğer yol ise körfez çevresini dolaşmak. Bu yolu bilemiyorum ama feribot oldukça zaman kazandırıyor.

Karadağ’da konaklamadan (Gezdiğimiz ancak konaklamadığımız tek ülke Karadağ oldu) Hırvatistan’a geçtik. Dubrovnik yakınlarındaki Kupari’ye geldik. İsmini bulunduğu şehirden alan Kupari Kamping çok geniş ve yüksek ağaçlarla kaplı bir alan. Geniş olduğu için biraz kontrol zayıf. Temizlik açısından biraz sorunlu ve ortalıkta personel göremiyorsunuz. Tek görevli resepsiyonda bekliyor. Ancak konakladığım en yeşil ve serin kamping olduğunu söyleyebilirim.

1-NOgtiyljiRidWbzbS1RakQ

Yaklaşık 15 dk yürüme mesafesinde plajı var. Oldukça ilginç bir plaj, çevresinde terk edilmiş büyük otel ve binalar var. Denize girmeseniz bile burayı mutlaka görün bence. Bu kampinge ise gecelik 24€ verdik. Elektrik ve ortak buzdolabı dahil.

kupari
1-ZlsDL3aQE-hnPabzEt9v3gBu arada Hırvatistan her şeyiyle çok pahalı. Mümkün oldukça buradan hiçbir şey almamaya çalışın. Örnek vermek gerekirse denize girmek için şezlong kiralayayım derseniz, şezlongun denize mesafesine göre 20–50€ arası bir ücret ödemeniz gerekiyor. Türkiye’de olduğu gibi plajların küçük bir bölümüne ücretsiz girebileceğiniz alanlar ayrılmış Buralara insanlar şemsiye ve havluları ile gelip denize girebiliyorlar. Marketten 1 litre su almak isterseniz 2–3€ ödemeniz gerekiyor.

Başımıza gelen asıl talihsizlik ise park konusunda oldu. Dubrovnik’te “Old City” çok yoğun bir bölge. Burada park yerine çok dikkat edin. Tabelaları dikkatlice okuyun. Old City gezisi için yol kenarında bir park yerine aracımızı bırakmıştık. İki saatlik gezi sonrası döndüğümüzde 1000 kuna (yaklaşık 140€) lik bir park makbuzu vardı.

1-KyEG59x107epCTo4CjELMw
Sonradan öğrendiğimize göre farklı park alanları var ve biz yerel halka ayrılmış bir bölüme park etmişiz. Siz buraya gelirseniz surların girişindeki “Public Park” kısmına aracınızı “makul” ücretlerle koyabilirsiniz.

Tüm ülkelerde park ettiğiniz yere dikkat edin, tabelaları dikkatlice okuyun.

Bu fahiş park ücretine bütçem olmadığı için ödemedim. Sınırda da bununla ilgili bir sorun yaşamadım. Bu konuda farklı örnekler var; Bir kısım insan benzer durumlar yaşadığını ve ödemediğini, bir sorun çıkmadığını, bazıları ise sonradan Türkiye’deki adreslerine bu cezaların geldiğini söylüyorlar. Bizim durumumuzla ilgili gelişme olursa burada güncelleyeceğim.

7. Gün

Sabah yine yola çıktık. Hedefimiz Trebinje ve Mostar üzerinden Saraybosna… Kaldığımız kamptan Bosna Hersek sınırı çok yakın ama yoğun bir sınır geçişi vardı. Yaklaşık 1 saati buldu geçmemiz. Hırvatistan güzel sahilleriyle Avrupa’dan çok sayıda turist çekiyor. Yoğun yaz dönemlerinde sınırı erken saatlerde geçmeye çalışın. Öğle ve sonrasına kalırsanız daha da yoğunluk oluşabilir.

1-D2ldOE5LvTvoBNiIcGlhiA
Yolda Trebinje ve Mostarı gezdikten sonra (Trebinje’yi de atlamayın, bir saat ayırmanız yeterli buraya) yol üzerinde polis bizi durdurdu. Farlarımızın tamamen açık olması gerekiyormuş. Ben Türkiye’de alışkın olduğum üzere park lambaları açık sürüyordum. Polis memurları tek kelime İngilizce bilmiyorlardı. Ancak beden dilleriyle o kadar güzel anlattılar ki hemencecik anladım.

1-q4sQlitGW9rND2QjPDk1pwAnlatmaya çalıştıkları şuydu; “Şimdi sizin cezanız 15 euro. Bunu kesersem pasaportunuza el koyacağım ve siz en yakın post ofise (nerede olduğu belli olmayan) gidip cezayı ödeyip gelecek ve pasaportunuzu alacaksınız. İkinci seçeneğiniz ise bana 15 euroyu verin yolunuza devam edin.” Tabi hiç tanımadığım bir ülkede risk almayıp 15 euroyu polise verip yoluma devam ettim. Sonradan öğrendiğime göre bu şekilde ceza makbuzu ile yarım gün uğraşanlar varmış. Çok etik olmayan bir öneri ama böyle bir durumda rüşvet verip kurtulmak en kolay çözüm gibi duruyor.

Tüm Balkan seyahati boyunca, şehir içi ve dışı, farlarınız gece gündüz her zaman açık olsun. Malum sebeplerden dolayı da yanınızda 5’er, 10’ar euroluk bozukluklarınız her zaman bulunsun.

Mostar’dan sonra Saraybosna’ya giderken otoban ayrımı var, biz otobana girmedik ve çok memnun olduk bu seçimimize. Biraz virajlı ama ormanların içinden geçen harika bir yoldu. Bu yolu tavsiye ederim size de.

1-VjJCY0Uni4drk5-cAParGw
Belgrad’a geçmeden dinlenmemiz gerekiyordu. Bu nedenle Saraybosna’da kiraladığımız evde (Gecelik 25€) konakladık. Sağdaki fotoğraf evimizin, zaman bulamadığımız için hiç oturamadığımız, balkonu…

1-CeWwtHqRz5ScSNCwfkJOTQSaraybosna’da hemen her yerde Türkçe konuşan birileri var. Alışverişte hiçbir sorun yaşamadan derdinizi anlatabilirsiniz. Yine euro her yerde geçiyor.

Saraybosnanın meşhur caddesini akşam gezip, sabah da böreklerini (hiç beğenmedim) yedikten sonra Belgrad’a yola çıktık. Sanırım gezinin en keyifli yolu Mostar’dan sonra başlayan Saraybosna ve Belgrad arasıydı. Özellikle Saraybosna’dan sonra Drina nehri kenarından uzunca bir süre gidiyorsunuz. Yavaş yavaş sürün ve bu harika yolun keyfini çıkarın.

8. ve 9. Gün
1-No3KlYm6mzqv48XSwVMMPABelgrad’a akşam saatlerinde ulaştık, sınır geçişinde yine bir sorun yaşamadık. Burada euro pek geçmiyor. Bu nedenle bir miktar paranızı dinar’a dönüştürmekte yarar var.

Bir markette aldığımız bir sürü şeyi euro geçmediği (kredi kartında da sebebini bilmediğimiz bir sorun yaşadık) kasada bırakmak zorunda kaldık. Biraz utanç vericiydi gerçekten.

Ayrıca bir hatırlatma daha, yurt dışında kredi kartı kullanırken temassız işlem yapılmaması öneriliyor, kredi kartı geçici olarak bloke oluyor ve bankayı arayarak tekrar kullanıma açtırmak gerektiğini duyduk. Ama bu konuda emin değilim, yurt dışına çıkmadan önce bankanızla görüşmenizi öneririm.

1-2fZCQPMHjoHcWF6CqYWu4ABelgrad’da şehir merkezinde (geceliği 24€) kiraladığımız dairede kaldık. Bu nedenle şehri gezmemiz çok rahat oldu. Hafta sonu şehir merkezinde park yeri hiç problem olmadı. Sokak aralarında bol miktarda park yeri var ve hiçbir ücret kesilmedi. Ancak ayrılacağımız sabah pazartesi günüydü ve park yerleri dolmuştu. Evi kiraladığımız genç, park yerlerinin ücretlendirilmediğini, fiş kesilse bile ödememiz gerekmediğini, kimsenin de bu ücretleri ödemediğini söyledi. Onun yalancısıyız.

Belgrad oldukça güzel bir şehir ve gezecek çok yer var. Biz akşam saatlerinde geldiğimiz için ertesi gün ile beraber bir buçuk günümüz kaldı. Bence buraya en az 3 gece ayırmak lazım.

1-FslWjZ41i145-UNRMVtmKA

10. Gün

Sabah Bulgaristan üzerinden Türkiye’ye yola çıktık. Yol uzun olacağı için son konaklamamızı Bulgaristan’ın Plovdiv şehrinde yaptık. Buraya gelmeden önce Bulgaristan’ın başkenti Sofya’dan da geçiliyor.

1-YG7xYVad_JRVyPlkB27c5w

1-FVHLRU320pYCozZAlQ2T-gUnutmadan, Bulgaristan’a girişte otoyol ücreti olarak 8€ verip Vignet denilen çıkarmadan alıp aracınızın camına yapıştırmanız gerekiyor. Merak etmeyin sonradan iz bırakmadan çıkıyor. Polis bunu kontrol ediyormuş ama bize denk gelmedi. Vignet ise sınırı hemen geçtikten sonra kurulmuş olan gişelerde ve benzinliklerde rahatça bulunuyor.

Ertesi gün Kapıkule üzerinden Türkiye’ye giriş yaptık. Sınırda yine zorluk yaşadığımız yer Türkiye oldu. Daha önce hiçbir ülkede yapılmayan bir bagaj kontrolü yapıldı. Yukarıda yazdığım üzere şeffaf kutular işimizi biraz kolaylaştırdı. Görevli arkadaş da zorluk çıkarma niyetinde birisi değildi zaten.

Rakamlarla Gezimiz

Süre: 10 gün

Geçilen ülke: 8 ülke

Gezilen şehir: 14 şehir

Toplam yol: 3400 kilometre

Harcanan bezin: 190 litre

Ortalama yakıt tüketimi: 5.6 lt / 100 km

Masraflar

Yakıt: 1.250 tl

Konaklama: 1.200 tl

Otoban geçişleri: 100 tl

Harç ve sigorta: 280 tl

Market harcamaları (Yurt dışı): 250 tl

Market Harcamaları (Yurt içi — hazırlık): 120 tl

Müze / Ören yeri giriş ücretleri: 200 tl

Diğer masraflar: 100 tl

Toplam harcama: 3.500 tl (Gezi süresince euro kuru: 5,7 tl)

Toparlamak gerekirse 10 günlük gezi sadece tadımlık oldu. Gerçekten çok yorucu olduğunu da belirteyim. Dinlenecek zamanınız neredeyse hiç olmadı, sürekli hareket halindeydik. 10 günde 8 ülke dolaşmak çok akıllıca değil aslında. Biraz sindirerek gezmek isterseniz tavsiyem bu rotaya en az 20 gün ayırmanız.

Sormak istedikleriniz ve önerileriniz için yorum bölümünü kullanabilirsiniz.

İyi gezmeler…

Yedigöller Kamp Rehberi

Dört yıl sonra tekrar Yedigöller’e kamp için gittik. İlk gittiğim dönemde çevredeki konaklama alternatifleri bulunan bir yazı hazırlamıştım, bu yazıyı okumak isterseniz burayı tıklayın. Şimdi ise parkta çadırla konaklama konusunda kısa bir rehber hazırladım, buyurun okumaya;

Ne zaman gitmeli?

Yedigöller Milli Parkına gitmek için en güzel zaman sonbahar. Özellikle Ekim ayının sonu ve Kasım ayının başları en güzel dönemleri. Biz biraz erken (Ekim ortası) gittiğimiz için orman daha yeni yeni kızıla dönmeye başlamıştı.

yedigoller_mtr

Yol nasıl?

Yedigöller’e iki ayrı yoldan ulaşılıyor. Bursa – İstanbul yönünden geliyorsanız otoban üzerinden gelirken Bolu-Batı çıkışından çıkıp şehir içine doğru girdiğinizde (Bu önemli, google yanıltıyor) hemen soldan Yedigöller yoluna sapıyorsunuz. Bu yol yeni yapıldı, tamamı asfalt ve düzgün. Her tür araçla çok rahat bir şekilde ulaşabilirsiniz. Haritada bu yolu görmek için tıklayın.

yedigoller_00

Diğer yol ise Ankara tarafından gelenler için uygun olabilir. Mengen üzerinden gidip Kıyaslar köyü üzerinden Yedigöllere geçiyorsunuz. Bu yol biraz daha konforsuz ama yine de ulaşım için sorun oluşturmuyor. Ayrıca aşağıda yazdığım konaklama seçeneklerinden Hindiba Pansiyon ve Yedigöller Aile Pansiyonu bu rota üzerinde bulunuyor. İsterseniz yine de Bolu merkez üzerinden de gelebilirsiniz, yolda ciddi bir uzama olmuyor.

Çadır nereye kurulur?

Bölgenin istediğiniz yerine çadır kuramıyorsunuz. Bunun için iki bölüm ayırmışlar, girişteki Nazlı Göl ve aşağıdaki Büyük Göl kenarına çadır kurabiliyorsunuz. Gölün hemen yakınına kadar aracınızla girebilirsiniz. Çadırınız ve aracınız arası çok yakın oluyor. Görevliler yer konusunda çok sınırlama getirmiyorlar, bu iki göl çevresinde dilediğiniz yere çadır kurabilirsiniz.

yedigoller_02

Su ve tuvalet var mı?

Yeterli sayıda tuvalet bulunuyor. Tuvaletin temizliği idare eder düzeyde, gün sonunda doğru tabi biraz sıkıntılı olabiliyor ama ciddi bir sorun yaşamadık. Çevrede temiz içme suyu çeşmeleri buluyor. Bu nedenle su sıkıntısı yok.

yedigoller_01

Yemek işini ne yapalım?

Bölgede bir büfe ve bir tane de restoran bulunuyor. Hazır yiyecek konusunda bir sorun yaşanmıyor. En azından eylül ve ekim ayları için böyle. Kış bastırınca durum ne olur bilmiyorum. Biz büfe ve restoranı kullanmadık. Mangal ve tüp ile yiyeceklerimizi hazırladık. Ancak bölgede ateş/mangal konusunda kısıtlama var. Akşam sekizden sabah sekize kadar ateş ve mangal yapmak serbest. Gün içinde ise izin verilmiyor. İyi de olmuş bu uygulama. Eğer bölgeye ulaşmanız gündüz saatleri olacak ise yanınızda hazır yiyecek bulundurmanız iyi olur, aksi halde restoranı kullanacaksınız.

Ateş yakmak içinde çevrede bulunan varilleri kullanmanız gerekiyor, açık ateş yakamıyorsunuz. Yakacak için ise ormandan dal parçaları toplanmasına müsaade ediyorlar. Biraz yorucu oluyor ama yakacak sorunu yaşanmıyor.

Ortam nasıl?

Biliyorsunuz eylül ve ekim ayları buranın popüler sezonu. Özellikle de bu dönemin hafta sonları gün içinde çok yoğun bir ziyaretçi akışı oluyor. Akşam olsun kafa dinleyelim umudumuz da boşa çıkmıştı hatta. Gece bile çok ciddi şekilde gürültü oluyor. Yüksek sesle konuşanlar, müzik dinleyenler gecenin geç saatlerine kadar eksik olmuyor. Sakinliği seviyorsanız hafta içi gitmenizi öneririm.

yedigoller_03

Ücretler nasıl?

Araç başı parka giriş 10tl, çadır başına konaklama 25tl, otopark ve tuvalet ücreti vermiyorsunuz.

Renk Teorisi ve Fotoğraf

renk_teorisiAslında renk teorisi oldukça uzun ve detaylı bir konu. Çoğumuzun temelleri konusunda teknik bilgisi olmasa da resim, grafik, giyim ve moda gibi konular sebebiyle farkında olmadan renk teorisine aşinayız. Ben çok kısaca bir giriş yapıp örneklerle devam edeceğim.

Renkler konusunda en çok kafa yormuş ve bazı temellerini açıklamış kişi fizik derslerinden çok aşina olduğumuz birisi olan Sir Isaac Newton’dur. Newton, karanlık odada küçük bir delikten gelen güneş ışığını bir prizmadan geçirerek bir renk tayfı oluşturmuş, gökkuşaklarının nasıl oluştuğunu açıklamış ve ayrıca ışığın hareket ettiğini, sonlu bir hızı olduğunu da söylemiştir.

Daha sonra, siyasetten sanata bir çok alana bulaşmış bir insan olan, Goethe de renkler konusunda (Newton’a bazı yönlerden alternatif) kendi kuramını ileri sürmüştür.

Günümüzde renkler konusunda bir standart sağlamak amacıyla çeşitli renk temaları kullanılmaktadır. Örneğin fotoğraf makinelerimiz, bilgisayarlarımız gibi araçlarda kullanılan RGB (Red, Green, Blue) renk teması, matbaacılık sistemlerinde kullanılan CMYK (Cyan, Magenta, Yellow, Key) renk teması ve son olarak, benim aşağıda anlattığım renk teorisinin temelini oluşturan RYB (Red, Yellow, Blue) renk teması.

renk_tekeri_uyumRYB, resim sanatında kullanılmış bir tema olup, fotoğrafın da resim gibi görsel bir sanat olmasından dolayı bu açıdan değerlendirdim ve bu tema üzerinde konuştum. Soldaki renk tekeri “RYB Renk Tekeri”dir. Diğerlerinden farkı nedir derseniz RYB renk tekerinde kırmızının karşısındaki renk (zıt renk veya tamamlayıcı rengi) yeşilken, RGB renk temasında kırmızının karşısında mavi renk yer almaktadır.

Tekrar renklere dönersek, RYB renk temasında kırmızı, sarı ve mavi olmak üzere üç ana renk var ve bu renklerin belirli oranlarda karıştırılması ile diğer tüm renkler elde edilebiliyor. Çalışması kolay olması açısında renklerin sayısını çok fazla arttırmadan renkleri birincil, ikincil ve üçüncül olarak kategorize edelim. Aşağıdaki grafikte bunları görebilirsiniz.

renk_tekeri

Dikkat ederseniz yanyana iki rengin karışımından üçüncü renk elde edilmiş, son grafikte de yine yanyana iki renk karışımı ile de ara tonlar elde edilmiştir. Evet buraya kadar renklere hızlı giriş yaptık.

Renklerin kullanımında iki ayrı kavramdan bahsedeceğim. Bunlar; renk uyumları (color harmonies) ve sıcak/soğuk renkler (warm and cool colors) kavramlarından oluşuyor. Bu yazıda renk uyumlarından örneklere yer verdim, diğerini de boş vaktim ve motivasyonumun üst üste geldiği bir zamanda (gelecekten not: bu hiç olmadı) toparlayacağım.

RENK UYUMLARI

Renklerin uyumları, aslında renklerin renk tekeri üzerindeki zıtlığına veya yakınlığına dayanır. Gündelik hayatta farkında olmadan yaptığımız renk seçimlerinde (giyim, mobilya, aksesuar) bu zıtlıklar ve yakınlıklar gözetilir. Daha da geniş bakarsak bir çok logo, afiş, web sitesinde bu düzenlemeleri görebiliriz.

Renk uyumlarının da kendi içinde de farklı çeşitlemeleri vardır. Bunlar çok fazla kombinasyonlar halinde kullanılabilir.

Ancak ben şimdilik; Tek Renk, Zıt Renk ve Yakın Renk Temaları şeklinde özetleyip Renk Teker’i üzerinden göstereceğim. Aşağıda paylaşacağım örneklerin tamamı meşhur fotoğrafçı Steve McCurry’e ait. Kendisi renk işinde o kadar başarılı ki renk teorisi başka fotoğraflarla bu kadar iyi anlatılamazdı eminim.

Tek Renk Teması 

Aşağıda ki fotoğraf gördüğünüz üzere tamamen maviden (ufak tefek lekeler dışında) oluşuyor. Fotoğrafdaki detayların karmaşasına rağmen daha sade, minimalist bir tarafı var.

tek_renk_tema_foto
Steve McCurry

 

Zıt Renk Teması

Renk tekeri üzerinde görüldüğü gibi tam olarak karşı karşıya gelen renkler dikkat çekici ölçüde uyumlu görünüyorlar. Zıt olmakla beraber tamamlayıcılar ve kontrastları da etkileyici.

zit_renk_foto
Steve McCurry

Zıt renk temasına ikinci bir örnek de güzel bir portre. Burada da turuncu ve mavi renklerin zıtlığından (tamamlayıcılığından) yararlanılmış.

Kashir_zit

 

Yakın Renk Temaları

Bu fotoğraftaki renklerin, renk tekeri üzerinde görüldüğü gibi birbirine komşu renklerden oluştuğu görülmekte. Yine tek renk temasındaki gibi sade ve minimalist bir havası var değil mi?

yakin_renk
Steve McCurry

Gelelim “çeken güzel çekmiş de bunlar gerçek hayatta ne işimize yarayacak örtmenim” konusuna. Bence McCurry de fotoğraf çekerken mutlaka “delikanlı az şöyle şu yeşil duvarın önüne geçsene” ya da “abicim arkadan bi çekilir misin bak ablamın fotoğrafını çekiyorum, abla sen de o boynundaki kırmızı fuları az şöyle başına ört” demiştir mutlaka diye düşünüyorum.

Siz de çekerken bunlara dikkat edebilir veya bulduğunuz güzel bir fon önünde pusuya yatarak zıt renkli bişilerin geçmesini bekleyebilirsiniz. Çektiğiniz fotoğrafları seçerken renk uyumlarına dikkat edebilirsiniz. Eklemek istediğiniz veya burası olmamış dediğiniz bir şey olursa yorum bölümünü kullanabilirsiniz.

 

Kaynaklar:

http://stevemccurry.com/

http://www.tigercolor.com/color-lab/color-theory/color-theory-intro.htm

http://www.colormatters.com/color-and-design/basic-color-theory

https://cs.nyu.edu/courses/fall02/V22.0380-001/color_theory.htm

http://www.color-wheel-pro.com/color-theory-basics.html

http://en.wikipedia.org/wiki/Color_theory

Ulus’ta Sokak Fotoğrafı Denemelerine Devam

Bu hafta yine Ulus (Ankara) civarlarındaydım. Aslı şu sıralar yoğun şekilde eğitim, tez vs. etkinliklerle meşgul olduğu için ben hafta sonu için evde yalnızdım. Çıkıp fotoğraf çekmek için bana da iyi bir fırsat oldu aslında.  Yine son birkaç gezimi gerçekleştirdiğim Ulus’un arka sokaklarında dolaştım. Başlangıçta bu havada (yaklaşık -7 dereceydi) dışarı çıkılmaz diye düşünmeme rağmen fotoğraf sevdası üstün geldi. Hava çok soğuk olmasına rağmen benim için keyifli bir gezi oldu. Bu sefer çok yazmadan fotoğraflara geçiyorum. Samsung NX300 ve 20mm f2.8 lensle çektiğimi belirteyim ama.

ulus

ulus

ulus

ulus

ulus

ulus

ulus

ulus

ulus

ulus

Cebeci Bit Pazarında Fotoğraf Çekememece

Son zamanlarda birkaç fotoğraf makinesi değiştirdim. Uzun yıllar kocaman DSLR’leri taşımaktan sıkılmış, çoğu zaman “kim taşıyacak bunu” diyerek evde bırakmış biri olarak son dönem küçük, hafif ve hızlı bir makine arayışındaydım. Marka olarak, göreli olarak uygun fiyatı -hem gövde hem lensler- nedeniyle Samsung’a karar verdim. Gövde olarak NX1000 – NX20 ve lens olarak da 20mm’yi kullandım. Son olarak hem küçüklüğü hem de hızı nedeniyle NX300+20mm ikilisinde karar kıldım. Bu son seçimimi denemek için de hemen Cebeci Bit Pazarının (Ankara) yolunu tuttum. Bit pazarı yolunda arkadaşımız Bilal’e makine seçimimden, çok küçük olduğu için insanları rahatsız etmeden çekebildiğimden falan bahsetmiştim.

cebeci bit pazarı

Ancak bit pazarına gelince durum böyle olmadı. Yaklaşık 25-30 kare fotoğraftan sonra 3 güvenlik görevlisi ve 3 tane esnaf etrafıma toplandı. Fotoğrafları ne için çektiğimi, gazeteci olup olmadığımı sordular ve fotoğraf çekilmesinden hoşlanmadıklarından bahsettiler. Haklarını yememek lazım, oldukça nazik konuştular. Tabi çekmekte ısrar etsem bu şekilde devam eder miydi bilemiyorum. Ancak pazarın profilini düşünerek bazı hassasiyetlerin olabileceğini düşünerek fotoğraf makinemi kaldırdım.

cebeci bit pazarı

[ads]

Sonuç olarak çekebildiğim fotoğraflar bunlar. Işık çok sert olduğu için de fazlaca kontrastlı fotoğraflar oldu. Bunlarla idare edeceksiniz artık.

cebeci bit pazarı

 

cebeci bit pazarı

 

cebeci bit pazarı

 

cebeci bit pazarı

 

cebeci bit pazarı

Merak edenler için söyleyeyim. Cebeci bit pazarı her hafta pazar günleri açılıyor. Eğer antika ve eski kitap merakınız varsa nadiren de olsa güzel şeyleri antika pazarına düşmeden uygun fiyata bulabilirsiniz. Ancak erken saatlerde ve düzenli gelmeniz şart.

cebeci bit pazarı

Adresi merak edenler için haritayı da paylaşayım.

Uzak Şehir

Bu defa fotoğraflar biraz gecikmeli de olsa Kars’tan. Yaz başında bir arkadaşımızı ziyaret için gittiğimiz şehirde fazla kalamadık ama paylaşacak birkaç fotoğraf çekebildik.

Kars aslında şaşkınlık verici bir yer. Konumu, iklimi, insanları, mimarisi ve kültürü ile aslında uzun uzun gezilecek ve üzerinde konuşulacak bir şehir. Ancak benim ilgi alanım fotoğraf olduğu için çok fazla konuşmadan çektiğimiz fotoğraflardan bazılarını paylaşacağım.

kars

Yukarıda da dediğim gibi şehrin çok güzel bir mimarisi var. Sokaklar düzenli ve şehir tarihi binalarla dolu. Ancak bu binalar o kadar bakımsız kalmış ki insan nasıl olup da bu kadar ihmal edilebildiğine şaşırıyor. Hatta bırakın bakımsız kalmasını taş duvarların üzerine sıva yapılıp boyandığını bile duyduk.

kars

Burası Kars’ın meşhur peynir ve balından aldığımız dükkan. Fiyatlar çok ucuz olduğu için asıl lezzetli bal ve peynirini alamadığımızı fark ettim. Ancak yine de güzeldi.

kars

Şehre gittiğinizde gezilecek en önemli mekanlardan birisi kale.

kars

[ads]

Kaleden aşağıya baktığınızda da göreceğiniz manzara bu. Kars’ın deniz seviyesinden yüksekliği tamı tamına 1768 metre. Böyle yükseğe çıkıp dümdüz şehre baktığınızda hiç de o kadar yüksekte bulunabileceğini kavrayamıyorsunuz. Ancak hissettiğiniz soğuk hemen bunu fark ettiriyor.

kars

Bunlarda geçerken fotoğraflarını çektiğimiz harika çocuklar.

kars

 

kars

Aşağıdaki fotoğraf da Ani harabelerinden bir kare. Eğer burayı görmediyseniz mutlaka ama mutlaka görmelisiniz. Aslında sadece burayı görmek için bile Kars’a gidilebileceğini rahatlıkla söyleyebilirim. Gitmeden önce Ani şehrinin tarihini okumanızı tavsiye ederim. Gerçekten şaşırtıcı derecede büyük bir şehir varolmuş burada.

kars

Bu vadi ise Türkiye ile Ermenistan’ı ayıran bir vadi. Şehir sırtını bu vadiye dayamış durumda. Geçmişte şehrin güvenliğini sağlayan en büyük unsur bu vadiymiş.

kars

 

kars

 

kars

Kars’ı gezdikten sonra İshak Paşa Sarayı’nı görmek üzere Doğubayazıt’a doğru yola çıktık. Yol boyu karşımıza çıkan köyler görülmeye değer. Hiç aklımdan çıkmayan şey kışın eksi 40 derecelere inen soğukta bu insanların yaşamını nasıl sürdürdükleri ve çok uzun süren kış boyunca neler yaptıklarıydı.

kars

Aşağıdaki fotoğrafta buluna teyze bize kıyının karşısında bulunan Ermeni köylerinden bahsediyor. Yukarıda fotoğrafı bulunan vadinin devamı olan bir dere bu. İlginçtir iki taraf bu kadar yakın olmasına rağmen hiç iletişime geçmiyorlarmış.

kars

 

ishak paşa

Evet işte bu da meşhur İshak Paşa Sarayı. Gerçekten etkileyici bir yapı. Şansızlığımız yağmurlu ve kapalı bir günde geldik. Vakit sıkıntısı nedeniyle de çok fazla fotoğraf çekemedim.

ishak paşa

Son olarak da tabi ki Doğubayazıt’ın meşhur kaçak ürünler satan onlarca iş hanından bir kaçını gezdik. Aşağıda çeşit çeşit sigara paketlerini görebilirsiniz. Bu arada gerçekten çok ucuzlar. Ülkedeki sigara tüketimi hesaplanırken bunların dahil edilmediği aklıma geldi de, sanırım mevcut oranlara bir yüzde on eklemek gerekli.

doğubayazıt

Ulus’tan Kale’ye Yürüyüş

Gerek öğrenciliğimde gerek son birkaç yıldır Ankara’da yaşamama rağmen buranın meşhur müzelerini hala görmediğimi konuşup dururduk. Sonunda eşimin de isteğiyle hafta sonu atlayıp Ulus’a geldik. Müzelerin çok meraklısı olmadığım için fotoğraflarım da müze fotoğrafından çok müzeye giden yol fotoğraflarından oluştu. Yol boyu çektiğim bu fotoğraflardan bazılarını sizle paylaşayım dedim.

ulus gezisi

Ankarayı az çok tanıyanlar bilir. Ulus, Ankara’nın eski merkezidir. İlk meclis binası, müzeler, tarihi binalarıyla zaten bunu hemen fark edersiniz. Ancak daha çok daha düşük gelirli insanların uğradığı, alış veriş yaptığı, kalabalık ve ilginç bir merkez. Geceleri de, bar-pavyon benzeri yerlerin yoğun olarak toplandığı bir mekan olduğu için, oldukça hareketlidir.

ulus gezisi

Çoğu turist grubu da bu tarihi dokusu ve kalabalığı nedeniyle burada kalıyor. Aslında Ankara’nın tek görülecek yeridir. Başkent olmasının verdiği gazla sonradan gelişen Kızılay, Çankaya, Bahçelievler gibi bölgelerinden daha kimlikli bir yer.

ulus gezisi

Gezimize Ulus Atatürk Heykeli’nden başladık. Burada biraz fotoğraf çektikten sonra tarihi meclisi dolaştık. Meclis binası müze haline getirilmiş ancak tek katını gezebiliyorsunuz ve içinde görmeye değer fazla bir eser bulamadık. Ama gitmişken görmekte yarar var.

ulus gezisi

Bu fotoğraflar ise Ulus’tan Ankara kalesine giden yolda çekildi. Kale yolunda Anadolu Medeniyetleri Müzesi var. Kaleye çıkmadan önce müzeye de uğrayın.

ulus gezisi

 

ulus gezisi

Aşağıdaki fotoğraf ise Kale’ye çıkan yokuştan çekildi. Burada göreceğiniz üzere Ankara’nın bu bölgesi son zamanlarda hızlı bir düzenleme çalışmalarına alındı.

ulus gezisi

Bir anlamda iyi bir şey gibi görünüyor ama yapılan düzenleme doğallıktan uzak ve restorasyon olmayıp yeniden yapılan binalardan oluşuyor. Sonuç olarak tarihi bir doku yerine maket şehir görünümü veriyor.

[ads]

ulus gezisi

 

ulus gezisi

 

ulus gezisi

Yukarıdaki arkadaşlar da çocukken tahtaya çiviler çakarak ve bozuk para ile oynadığımız futbol oyununu oynuyorlardı. Uzun yıllardır görmemiştim oynayan.

ulus gezisi

Bu fotoğraftaki kişi ise Kale içerisinde kabakları oyarak ve çeşitli boncuklar işleyerek harika lambalar yapan Yücel bey. kendisi çok ilgili ve sıcak kanlı birisi. Çok güzel işler yapmasına rağmen biraz reklama ihtiyacı var. Bu nedenle sıradaki yazımda buranın reklamını yaptım. Okumak için burayı tıklayın.

ulus gezisi

 

[box]Fotoğraflar: Samsung NX1000 + 20mm f2.8[/box]

Ayrancı Antika Pazarı

Blogu takip edenler bilir. Aralık ayında Ulus bit pazarı gezisi gerçekleştirmiş, fotoğraflarını da burada yayımlamıştım. Ayrancı antika pazarı gezisini de aslında o gezimizden bir ay sonra gerçekleştirmeme rağmen fotoğraflarını ancak yayımlayabiliyorum.

Bilmeyenler için tekrar hatırlatayım, Ayrancı Antika Pazarı her ayın ilk pazar günü ayrancı pazar yerinde açlıyor. Kızılay Güvenpark’tan Ayrancı dolmuşlarına binerseniz 10 dk içinde pazar yerine ulaşabilirsiniz. Küçük bir not daha, fotoğrafları Samsung’un aynasız modeli NX1000 ile çektim. Boyundan büyük işler başaran bir fotoğraf makinesi olduğunu belirteyim

Adı antika pazarı olmakla beraber antika ile bit pazarı arasında kalmış bir pazar olarak buradan her bütçeye ve zevke uygun şeyler bulabilirsiniz. Benim asıl merakım eşya satın almaktan çok insanları ve satılan ilginç eşyaları izlemek. Çocukluğunuzdan kalan bir şeylere rastlamak ve arkadaşlarınıza bunlardan bahsetmek ise ayrı bir keyif. Aslı’ya uzun zamandır anlatmaya çalıştığım, eskiden evlerde bulanan mermer veya camdan küp şeklindeki dev çakmaklardan bile bir tane bulup kendisine gösterebildim burada.

Pazarın meraklıları oldukça fazla. Her yaştan ve kesimden insana rastlamak mümkün. Çocuklar da bazen satıcı bazen de alıcı olarak karşınıza çıkabiliyor. Örneğin  yukarıdaki tezgah bu aileye ait. Her ay görüyorum kendilerini.

Çeşitli TV kanalları da burada sık sık çekim yapıyor. Yukarıda küçük bir röportaja denk geldim ve tüm ekipmanı Philips kulaklık ve Handycam’den oluşan minimalist kameraman ve spikerini iş başında görüntüleme fırsatım oldu.

Plak meraklıları için de burası değerli bir yer. Ancak iyi bir şeyler bulabilmek için her ay düzenli olarak ve sabah erken saatlerde gelmelisiniz. Ek olarak tavsiyem beğendiğiniz plağı bulduğunuzda heyecanınızı belli etmeyin. Çünkü bu pazardaki hiçbir şeyin kesin bir fiyatı yok. Satıcılar gözünüzdeki parıltıyı, dudağınızdaki ufak titremeyi dahi yakalayıp ona göre fiyat veriyorlar.

Bu taktiğim tüm pazar için geçerli aslında. Hatta diğer yazımda belirttiğim gibi giyiminize de dikkat edin. Dolabınızdaki eski ve basit giysilerinizi seçmenizi tavsiye ederim.

Bazen gözünüze kestirdiğiniz eşyaya bir kaç aylık takip sonunda istediğiniz fiyata sahip olabilirsiniz. Düzenli olarak gelmeye başlayınca eşyalar tanıdık gelmeye başlıyor. Her seferinde sorarak istediğiniz fiyata inip inmediğini takip edebilirsiniz. Zaten iki ayda satılmadıysa istediğiniz fiyata indirme şansınız yüksek.

 

Pazarda satılan eşyalar o kadar çeşitli ve renkli ki kısa sürede insanı yoruyor. Eğer böyle şeylerin meraklısı iseniz tüm pazarı gözden geçirmeniz yarım günü alıyor.

[ads]

Sanırım bunu düşünerek pazar yerine çay gözleme vb. şeyler satan bölümler de kurulmuş. Küçük bir ara verip enerji toplayarak pazarı gezmeye devam edebilirsiniz.

 

Bit pazarında olduğu gibi burada da eski ve ilginç fotoğraflar var. Bu fotoğraflardan bir seri derleyerek, kendinize köklü bir aile geçmişi olan biri izlenimi bile verebilirsiniz. Örneğin üstteki fotoğraflardan birini albümünüze koyup, büyük dedeniz olarak tanıtsanız kimse itiraz etmez sanırım.

Çamlıca gazoz şişeleri de yavaş yavaş antika pazarına düşmüşler. Geçtiğimiz yıllarda kapağı açılmamış bir gazoz şişesinin e-bay üzerinden binlerce dolara satıldığını duymuştum. Bu eşyalara değerini veren bu eşyalarla ilgili yaşantılara özlem sanırım. Anılara değer biçilemediği için bir şişe binlerce dolar edebiliyor.

İnsanları bu tarz eşyaları toplamaya iten, geçmişlerinden gelen bazı psikolojik süreçler olduğunu düşünüyorum. Sorun belki geçmişleriyle vardır ya da bugünü ile ilgili. Ama kesin bir sorun var. Koleksiyoncu arkadaşlar alınmasın, hepimizin çözemediği bir şeyler var. Ben de çoğu zaman gördüğüm ve geçmişte yaşamımın bir parçası olmuş eşyaları almamak için kendimi zor tutuyorum. Ancak başlayınca bunun sonu gelmiyor. Neyi alıp neyi almayacaksınız, aldığınız bu eşyaları nereye koyacaksınız ve kimlere göstereceksiniz vs. vs.

Yazıyı bitirmeden son bir bilgilendirme yapayım. Antika pazarı her ayın üçüncü pazarı Çayyolu Semt Pazarı yerinde de kuruluyor. İlk pazarı kaçırırsanız orada yakalayabilirsiniz. Pazar esnafının bir de derneği var. Dernek web sayfasına buradan ulaşabilir, duyuruları takip edebilirsiniz. Sormak istediğiniz veya eklemek istediğiniz birşey olursa yorum bölümüne yazın.