Çal Mağarası / Trabzon

Haftasonu için Erfelek kampı planları yaparken, geziyi organize eden KDRK kulübünden, bilemediğim sebeplerden dolayı gezinin iptal olduğu haberini aldım. Neyse ki Rize’de “biri olmazsa öbürü olur nasıl olsa” güvenini verecek kadar çok kulüp, dernek ve turizm şirketi var. Pazar gününün yağışlı geçeceğini de haberi aldıktan sonra, Gito Yaylası’nın da fotoğraf açısından çok makul olmayacağını düşündüm. Yağmur yağarken nerede rahatlıkla fotoğraf çekilebilir? Tabi ki mağarada.

Böylelikle Çal Mağarası turuna katıldım. Turu düzenleyen firma olan Macaheltur‘un aracı Ardeşenden yola çıktı. Ben geziye Rize’den katıldım. Mağaraya Rize’den yaklaşık iki saatlik yolculuktan sonra ulaşılıyor. Trabzon’un Çal köy beldesinde bulunan mağara bazı sitelerde dünyanın en uzun ikinci mağarası diye yazılmış. Ülkemizdeki herhengi bir göl çevrede yaşayanlar tarafından dünyanın en büyük gölü, bir saray dünyanın en büyük sarayı, bir kuş cenneti dünyanın en büyük kuş cenneti diyerek sunulduktan sonra bu tip ifadelere pek güvenmiyorum.

Mağaranın girişi yukarıda görülmekte. Fotoğraftaki şemsiyeli görevli mağaranın güvenlik sebebiyle kış sezonunda kapatıldığını söyledi. Ama sağolsun ısrarlarımıza dayanamayarak kapıyı açtı. Ne de olsa bize bişey olmazdı.

Mağaranın içi bildiğimiz mağara. Bildiğimiz mağara, ülkemiz turizm anlayışı ile birleşince keşke hiç dokunmasaymışız dedirtiyor. Kötü düzenlenmiş spot ışıklar, sağa sola atılmış tahta parçaları, mağaranın tavanındaki -nasıl çıkıpta yazdıklarını anlamadığım- yazılar geziyi ucuz lunaparklardaki korku tünelleri havasına sokuyor.

Mağarayı gezerken, ağırlık yapmasın diyerek getirmediğim tripodumu çok aradım. Mecburen dayandık ISO üst sınırlarına. Biraz titreterek biraz grenli derken bi miktar fotoğraf elde ettim.

Mağarayı 15-20dk. gibi kısa bir sürede dolaştık. Mağarada su seviyesi yüksek olduğu için güzergah boyunca tahtadan köprüler döşenmiş. Çevre fazlaca nemli olduğu için yerler çok kaygan. Kayarsam makineme zarar gelmesin diye kendimi makineye siper ederek dolaştım. Ne de olsa kolum veya bacağım kırılsa iyileşir ama makinem iyileşmezdi.

Gezimizi bitirdikten sonra, görevli arkadaş yukarıda oturacak yerler olduğunu gösteriyor bize. Biz de dediği şekilde yukarı çıktık. Bu esnada kar yağmaya da başladı. Mağaranın hemen üzerinden irice bir oyuğa kafeterya benzeri bir bölüm yapmışlar. Gezinin en keyifli bölümü de burası oldu zaten.

Yukarıdaki oturma bölümü hemen şelalenin altında sevimli bir yer. Çay içeceğiz diye sevinirken görevli arkadaş ortalıktan kayboldu. Sağolsun gerekli bütün malzemeleri hazır bırakıp gitmiş. Biz de şelale suyundan kendimize çay yaptık. Musluktan akan sudan bahsetmeyeceğim.

Tabi görevli arkadaşın gelmesi uzun sürmedi. Hemen kendisine kendi çayından ikram ettikten sonra sohbete başladık. Aşağıda buranın işletmesini pahalıya aldığından dolayı hafif pişmanlığını ifade ederken görmektesiniz.

Tur rehberimiz Serdar’ın da neden böyle bi bakış attığını bilemeyeceğim. O anda ne düşünüyorsa artık, sormadım. Normalde sakin ve iyi niyetli bir arkadaş.

Çal mağarası tek başında mağara görmek için gidilecek kadar ilginç gelmedi bana. Ancak yol boyunca manzara çok güzel. Çeşitli köylerden geçerek geliyorsunuz. Fotoğraf çekmeyi düşünenler için belirteyim, bu köyler manzara ve insan çekmek için zengin bir bölge. Amacı mağara olarak düşünmeden, güzergahtan da keyif alabilecekler için tavsiye ederim. Amaçtan değil süreçten zevk alalım yani :)

[box color=yellow]Çal Mağarasına Nasıl Gidilir: Yorumlarda Derya eklemiş, buraya toplu taşımayla gelebilmek için; Akçaabattan kalkan Çal köyü minibüsleri ile köye gelip, buradan 30 dakikalık bir yürüyüş yapmanız gerekiyor.[/box]

.

10 Comments

  1. erdal 23 Şubat 2011 Reply
    • salih 9 Mart 2011 Reply
  2. turuncu.kafa 31 Mayıs 2011 Reply
    • salih 31 Mayıs 2011 Reply
    • derya 30 Temmuz 2011 Reply
    • salih 7 Ağustos 2011 Reply
  3. hakan 27 Aralık 2011 Reply
    • salih 27 Aralık 2011 Reply
  4. kubra 10 Ağustos 2012 Reply
    • salih 13 Ağustos 2012 Reply

Leave a Reply