Doğa Fotoğrafında Minimalizm

Minimalizm sanat akımı olarak 2. Dünya savaşı sonrası, öncelikle görsel sanatlar alanında ortaya çıkmış ve zamanla diğer sanat dallarına da sıçramış. Günümüzde her alanda minimalizm kelimesini duymak mümkün. Örneğin kullandığımız elektronik aletlerin tasarımı, her gün takip ettiğimiz web sitelerinin dizaynı bu bakış açısından etkilenmiş olabiliyor.

Görsel sanatlarla başlamış bir akımın fotoğrafçılığı etkilememiş olması düşünülemez tabi ki. Bu alanda çok güzel örnekler var. Ancak ben bir kademe daha alta inip Doğa Fotoğrafı‘nda bazı minimalist denemelerimi paylaşmak istedim.

Evet, eski bir fotoğrafımla başlayalım:

Bu fotoğraf gelincik bitkisinin tomurcuğu. 90 derecelik bir açıyla tam üstünden ve açık diyaframla çekildi. Böylelikle konuya çok yakın olan zemin bile netliğini kaybederek tomurcuğu öne çıkardı ve sade bir fotoğrafa dönüştürdü. Diyaframı açmak, fondan kurtulmak ve konunuzu öne çıkarmak için kullanabileceğiniz basit bir teknik. Ancak bunu yapabilecek lensler genelde pahalı oluyor.

Yukarıdaki fotoğrafta ise fondaki karmaşadan kurtulmak için flaş kullanıldı. Elimde tuttuğum (konuya yakın biçimde) harici flaşı uzaktan tetikleyerek, fonun karanlıkta kalmasını sağladım. Böcek çok yüksek miktarda ışık aldığı için böyle bir fon elde edebildim. Aslında arkada birçok bitki ve dal mevcuttu.

Papatyalar kendi halinde oldukça minimalist bitkiler aslında. Biraz daha sadeleştirmek için zeminden kurtarmak istedim. Yere yatarak, aşağıdan yukarıya çekim yaptım. Böylece bomboş gökyüzü papatyalarımın fonu oldu.

Yukarıdaki fotoğrafta bir “praying mantis” görmektesiniz. Burada da böceğin karmaşık gövdesini kadraj dışı bıraktım. Modelim bir taşın üzerinde durduğu için arkasındaki bozkırı açık diyaframla bu hale getirmek zor olmadı. Böylelikle sade ve sevimli bir fotoğraf ortaya çıktı.

Bu fotoğraf ise baharda yağmur sonrası çok kolaylıkla çekilebilecek bir kare. Salyangozlar yağmur yağdığında genelde bulabildikleri bir yerlere tırmanıyorlar. Kaçmaları biraz zaman aldığı için size de sakin sakin çekmek kalıyor :) Ben fotoğraflarken sadece önümdeki bitkileri elimle biraz yana çekerek modelimin önünü açtım. Gerisini yine açık diyafram halletti.

Yukarıdaki böceğin adı “Saga Helenica”. Oldukça iri bir böcek türü. Bizim cırcır böceği dediğimiz “Cricket” ailesinden. Kendisi bir kayanın üzerinde güneşlenirken çektim.

Bu da bir güvenin kanat üstü detayı. Güveler gerçekten çok güzel hayvanlar. Makroya yeni başlayanlara güve çekmelerini öneririm. Çünkü her yerde bulunabiliyorlar. Evde bile rahatlıkla bulup çekebilirsiniz (Mesela benim evime giren böcek kolay kolay fotoğrafı çekilmeden çıkamaz). Güveler çok ürkek canlılar olmadıkları için fotoğraflamak kolay oluyor. Ayrıca çok da güzel detaylara sahipler. Sizce de havlu dokusu gibi durmuyor mu?

Yine çekmesi çok kolay bir fotoğraf, yaprak detayı. Burada dikkat edeceğiniz nokta detayları alabilmeniz için ışığın yaprağın altından gelmesini sağlamak. Bunun için ben harici flaşı yaprağın altında tutup üstünden çekim yapmıştım. Daha ucuz bir yol ise yaprağın arka yüzünü güneşe doğru tutup çekim yapmak. Bu fotoğrafta altın noktaya denk getireceğiniz bir uğur böceği ise size övgüler yağmasını sağlayacaktır :)

Son olarak da bir örümcek ağı paylaşıyorum. Bu fotoğrafta da fonu sade tutmak için yere yatarak çekim yaptım ve gökyüzünü fon olarak kullandım. Bu da oldukça minimalist bir fotoğraf oldu.

Bu konuda fikir ve denemelerinizi paylaşmak için yorum bölümünü kullanabilirsiniz…

5 Comments

  1. Ferhat 3 Ocak 2012 Reply
    • salih 3 Ocak 2012 Reply
  2. Ferhat 4 Ocak 2012 Reply
  3. büsra. 10 Ocak 2013 Reply
    • salih 10 Ocak 2013 Reply

Leave a Reply