Ölüdeniz Macera Kampı: Her Şeyin Bir Yaşı Var

Sizlerle, bu yaz başımızdan geçen “macerayı” biraz gecikmeli de olsa paylaşacağım. Amacım gelecek yaz bu kampta “macera” yaşamayı planlayanlara bir nebze olsun akıl fikir verebilmek ve mağduriyetimizin acısını yazarak da olsa hafifletebilmek.

Öncelikle bu kampa gitme fikri kız arkadaşım Aslı’dan geldi. Bir akşam heyecanla (kendisi onlarca kampanya sitesine üye olduğu için)  buranın makul fiyatlı kampanya linkini gösterdi. Geçmiş dönemki tecrübelerimden yazın ortasında ve Akdenizde bir kampın pek parlak bir fikir olmadığını biliyordum. Ancak bir psikolog olarak da en iyi öğrenme biçiminin yaşayarak öğrenme olduğunu da bildiğimden, bu fikri reddedip yıllarca “gitmediğim” kamp olarak kalacak bir anı yerine Aslı’ya deneyerek öğreneceği bir anı bırakmak istedim.

Gelelim kampa: kamp aslında Fethiye Ölüdenizde lagünün hemen üstünde bulunuyor. Sanırım yüksekliği 200-300m falan. Dik bir patikadan yürüyerek yaklaşık 20 dakikada lagüne inebiliyorsunuz. Ama asıl ulaşım, anayoldan Fethiyeye inerken görebileceğiniz seyir terasının hemen karşısında, bir orman yolundan sağlanıyor. İki buçuk kilometrelik yol yürüyüş için keyifli, araç için eziyetli bir yol. Biz Ford KA ile geldik, bir sorun yaşamadık ancak alçak bir aracınız varsa mutlaka altı yere sürtecektir. Ayrıca kamp sakinleri için belirli saatlerde servis olduğunuda belirteyim.

Yol boyu yer yer yukardaki harika manzara ve benzerlerini görebilirsiniz. Ama sıcaklığın çok yüksek olduğunu hatırlatayım. Yazı içerisinde birkaç kez daha hatırlatacağım bunu.

Kampın girişi, orman içinde iki bucuk kilometrelik yolu geçtikten sonra yukardaki şekilde sizi karşılıyor. Genel olarak renkli ve ilginç dekorlarıyla kampta eğlenceli zaman geçirecekmişsiniz gibi bir izlenime kapılıyorsunuz. Kampa girip görevli birini bulduktan sonra rezervasyonumuzu yaptırdığımız çadıra götürüldük.

Fethiyenin korkunç sıcağı ve nemi içerisinde bu çadırı görür görmez yanlış bir karar verdiğimiz anlaşıldı ve biraz daha fark ödeyerek ahşap kulübede kalmaya karar verdik.

Farkı ödeyip yukarıdaki sevimli kulübeye geçtik. Tabi kısa sürede o kadar sevimli olmadığını anlayacaktık. Öncelikle kulübe o kadar küçük ki içine sadece yatak sığıyor. Bir de tuvalet/duş için ayrılmış çok küçük bir bölüm daha var. Bu bölümün kapısı olmadığı için yataktaki kız arkadaşınızla göz göze tuvalet ihtiyacınızı giderebiliyorsunuz. Eğer bu tecrübeyi atlatırsanız aşkınızın perçinlenip sarsılmaz bir hale geleceğini garanti ederim.

Bu arada çadırda kalanlar yukarıdaki ortak lavabo ve tuvaletleri kullanıyorlar. Temizlik konusunda kampın pek parlak olmadığını söyleyeyim. Bize verilen kulübenin temizliği de yapılmamıştı. Ancak Orhan bize bu kampı Avrupanın en temiz kampı olarak lanse etmişti. Auschwitz kampının da bir zamanlar Avrupada olduğunu düşünürsek, en azından buranın en kötü olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Aslında bunu anlayışla karşılamak lazım. Bu sıcakta personel nasıl temizlik yapsın.

İlk günü kamp ve etkinlikler hakkında bilgi alarak geçirdikten hemen sonra kabus geceler başladı. Heryerde milyonlarca sivrisinek havanın kararmasıyla bizi ısırmaya başladı. Kulübenin heryerini kapatmış, onlarca sivrisineği darp etmiş olmama rağmen sabah uyandığımda Aslı’nın vücudunda 80 tane sinek ısırığı saydık. Benim ise sadece gövdemde 80 ısırık vardı. Bacaklarımdakini saymaya enerjimiz kalmamıştı. Burada iki geceden sonra kampın yöneticisi Orhan’a giderek arıza çıkarttık ve paramızı geri almaya çalıştık. Tabi cebe giren para kolay çıkmadığı için Orhan bizi kibarca reddederek betonarme binada kalabileceğimizi söyledi. Bu şartlar altında ben hemen eşyaları toparlayıp kampı terk etmeyi düşünürken Aslı’nın yaşayarak öğrenme içgüdüsü tekrar ortaya çıktı ve teklifi kabul ettik.

Evet sözü edilen yer ise yukarıdaki kulübe. Bu şartlar altında buranın rezidansı denebilir. Yanlızca şanslı ve çok zengin 2-3 çift kalabiliyor burada, o derece. Burada da geceleri geç saatlere kadar süren ve gereksiz derecede çok yüksek düzeyde müzik yayınının kurbanı olduk. Ses o kadar yüksek ki kampın kaçacak hiçbir yeri kalmıyor.

Kamp genelindeki şartlara gelince öncelikle düzenli bir elektrik yok, jeneratörle ara ara elektrik veriliyor. Kamp merkezinde bulunan bir Vınn cihazıyla biraz sorunlu da olsa internet ulaşımı var. Geceleri belirli bir saatten sonra jeneratör kapatıldığından mutlaka cebinizde hen an bir fener bulundurmanız gerekiyor. Orman içinde bulunduğu ve yerleşim yerlerine bir hayli mesafede olduğu için geceleri zifiri karanlık oluyor.

Yukarıdaki havuz bir yüzme havuzu. Bir filtrasyon sistemi yok. Birilerinin temizlediğini de göremedim. Bizim en fazla yaklaştığımız mesafe yukarıdaki fotoğrafı çekmek için geldiğimiz mesafe. Bir rivayete göre çok güzel bir havuzmuş ve yüzülüyormuş.

Üstteki bölüm ise bar. Burada gördüğünüz üzere pek içki çeşiti yok. Ben sadık bir bira sever olduğum için içki çeşidinin az olması umurumda olmamıştı. Taa ki jeneratörün düzenli çalışmaması ve buzdolaplarının elektrikle çalıştığı bilgisi kafamda birleşip şimşek gibi çakıncaya kadar! Evet bu kampta soğuk içecek bulabilmek saçma şekilde zor. Barda soğuk su istediğinizde size gülümseyerek bakıyorlar. Şansınız varsa, arada bir soğuk biraya denk gelebiliyorsunuz. İçecek fiyatları makul düzeyde bulunsa da sıcak olarak aldığınızda çok pahalı gibi geliyor, hatta kendinizi salak gibi hissettiriyor.

Kamp genelinde dekorasyona ciddi derecede emek harcanmış. Heryerde ilginç detaylar, el yapımı figür, boyama, mobilya vs. görmek mümkün. Sanki buradan kalabalık bir güzel sanatlar öğrencisi grubu geçmiş gibi.

Personel genelde üniversite öğrencilerinden oluşuyor. İyi niyetli ve kibarlar. Ancak hizmet sektöründe bu yeterli olmuyor. Oturup sohbet edebilmek kadar biraz ortalığı da temizlemek gerekli.

Yukarda yemek sırasını görebilirsiniz. Yemekler üstüste iki gün yenemeyecek kadar kötü. Biz ilk iki günden sonra Fethiyede yemeye başladık. Kahvaltı için ise kötü tabiri de yetersiz kalıyor. Fotoğrafta yukarıdan bakan arkadaş aşçımızdı. Kendisi iyi ve hoş sohbet bir arkadaş. Ancak konu yemeğe gelince pek başarılı değil ve ilginç de bir mizah anlayışı var. Örneğin karpuz bittiğinde: “kendiniz kesin, beni uğraştırmayın” diyebiliyor. Bir gün de: “ayran alın bol bol, sonra kalıyor” dedi ama ortada ayran falan bulamadık.

Kampın eğlenceli kısımlarına gelirsek: bol miktarda etkinlik var. Hergün bir ya da iki etkinlik oluyor. Bunlar: Flyfox, paintball, kano, bisiklet, rafting, yamaç paraşütü gibi eğlenceli etkinlikler. Etkinlikleri tek tek veya paket olarak satın alabiliyorsunuz. Tek sorun bir çoğu sıcak yüzünden çekilmez hal alıyor. 43 derece sıcaklıkta paintball kıyafetleri giyip etrafta koşturduğunuzu hayal edin. Tavsiyem “sulu” etkinliklere katılmanız yönünde. Özellikle “gece kanosu”nu mutlaka deneyin. Flyfox da çok yormayan etkinliklerden. Yukarıda Aslı’yı flyfox yaparken görebilirsiniz.

Benim en keyif aldığım etkinlik ise dalış oldu. Normalde birçok arkadaşım dalgıçtır ve çok da fırsatım olduğu halde dalmamıştım. Burada ise Aslı’nın gazı ile denedim ve gelecek yaz sertifika almayı düşünüyoruz. Ancak oldukça klostrofobik bir hobi. Çok  ilerletmeden “intermediate” bir seviyede tutmayı planlıyoruz. Hayat güzel.

Sonuç olarak aslında üniversite öğrencilerinin seveceği bir kampa (yaş olarak yolun yarısını geçmiş biri olarak) gelmekte ben hata ettim. Ama eğitim şart (Aslı bu sana). Kampa gidip gitmeme konusunda karar verecek arkadaşlar için bir “pros and cons” bölümü yaptım, buyrun:

ARTILARI:

-Makul fiyata konaklayıp bir çok etkinliği bir arada deneyebiliyorsunuz. Etkinlik için kamptan alınıp, kampa bırakılıyorsunuz.

-Gençler için oldukça sosyal bir ortam, kamp süresi yaz aşkları için oldukça uygun, yalnızlık çekiyorsanız bir de burayı deneyin :)

-Bar fiyatları makul.

EKSİLERİ:

-Çok sıcak olduğu için klimasız, elektriksiz çekilir gibi değil.

-Soğuk içecek bulmak sorun oluyor.

-Çok fazla sivrisinek var, kaçması imkansız, spreyler işe yaramıyor.

-Yemekler kötü. Kötü derken “öğrenci yemeği” gibi, beğenen bile çıkmıştı aslında.

-Kamp geneli temizlik açısından çok sorunlu. Odalar, tabaklar, çatallar temiz değildi.

-Kamp yüksekte bulunduğundan ulaşım zahmetli. Aracınız yoksa geceleri dönmek çok zor ve dağ yolu ürkütücü.

-Geceleri gereksiz derecede yüksek düzeyde ve geç saatlere kadar müzik yayını yapılıyor. Doğaymış, ormanmış, cırcır böceklerinin sesiyle yıldızları seyredeyim falan yaşatmıyorlar.

Web sitesi: http://www.macerasenibekliyor.com/

.

15 Replies to “Ölüdeniz Macera Kampı: Her Şeyin Bir Yaşı Var

  1. Çok güsel olmuş, “Macera Nerde? İçimizde!” sloganını unutmuşsun. Haftaya Amasra gezisi ile burdayım :)

  2. ben de 2 sene önce katıldım. o zaman havuz yoktu. yemekler ilk gün hayal kırıklığı yarattı ama, sonradan beklentimizi düşük tutunca alıştık, yiyebildik. ya da sonradan güzelleşti, bilemiyorum. temizlik de fena değildi. çadırda kaldık üstelik. bol bol böcek olmasına rağmen ısırılmadık çok şükür. sezonun ilk kamp dönemine katıldığımız için sıcaktan fazla etkilenmedik, gece üşüdük hatta :) sürekli içki satışı için takla atılması rahatsızlık verdi bize. neredeyse zorla içki içtik. ama dediğiniz gibi, 30 yaş altı için daha zevk alınabilir bir mekan.

  3. Klavyenize sağlık, fırsatı almış ve henüz gitmemiş bir tatilci olarak kibarlık yapmadan söyleyebilirim ki; ” azzımıza sıçtınız ” :)) yine de keyifle okudum, bol bol pil ve fener, tuvalet kağıdı, plastik kaşık çatal, böcek ısırığı ilacı, sinek ilacı vs. alacağız artık :) bungalow için de bir fikrim var, her tuvaletim geldiğinde ” şş çıksana bişi denicem ” diyebilirim sanırım :)

    Sevgiler,

    1. Yazıda da belirttiğim gibi en iyi öğrenme şekli yaşayarak öğrenmedir :)))) Kamp deneyimlerinizi yine burada kısaca paylaşırsanız sevinirim. Şartlarda değişiklik varsa güncelleme olur. İyi eğlenceler dilerim :)

      1. Selamlar, bir gece kaldiktan sonra kamptan ayrildik. Sanirim yeterince kisa ozetlemis olurum :) kendi blogumda tatil bitimi uzun uzun paylasacagim dusuncelerimi :)

  4. Macera kamp yerini doğa kampa bırakmış aslında öyle kötü anlatmış ki arkadaş şu an kaldığım yerden şüphe ettim diye bilirim şivri şinek dışında ne yazıkli başka ortak Bi paylaşım göremedim işletmeci değişmiş ev yemekleri yapılıyor ve gerçekten çok lezzetli temizlik konusunda da gayet iyiler çadır olmasına rağmen temiz çarşaf ve yastıkta yatıyorsunuz duş için sıcak suyunuz var macera yerine. sakin bir yer arıyorsanız tavsiye edebilirim

    1. Eğer işletme değişmişse güzel, doğa kampı formatına çok uygun bir alandı. Ek olarak ben kampı kötü anlatmadım, artısı eksisiyle ne yaşadıysak onu yazdım.

  5. Tesisin yeni işletmeci Vahap beyin, misafirlerini en güzel şekilde,ev konforu ve sıcaklığında ağırlamak için elinden gelenden fazlasını yapmaya gayret göstermesi gerçekten hoşuma gitti ( Misafir diyorum çünkü gelenlere kesinlikle müşteri gözüyle bakmıyor,kendi deyimi ile ”burası benim evim,ben burada yaşıyorum,gelen kişi ancak misafirimiz olur ve o şekilde ağırlanır”.Bu sözü çok hoşuma gitti).Kampta alkol satışı olmamasına karşın,dileyen arkadaşlar dışarıdan yanlarında getirebiliyorlar.Nezih bir ortamda doğa ile iç içe gelen misafirlerlerin isteği doğrultusunda bungalow,apart veya çadırlarında yaz kış ağırlıyorlar.Dileyen misafirler,kendi yanlarında getirdikleri, kendilerine ait çadırlarda da kalabiliyorlar.Sabah kahvaltısında açık büfede isteğinize göre kahvaltı tabağımızı,yanında odun ateşinde pişen çayınızla birlikte kuş seslerinin arasında yaptık.Akşam yemekleri özlediğim annemin yemeği gibiydi (devamlı dışarıdan yiyen biri olarak konuşuyorum).Kampı arkadaşlarıma da tavsiye ettim.Ayrıca kampın arka kısmına kurulu olan yıldız izleme platformunu denemenizi de kesinlikle tavsiye ediyorum.Akşamları kamp ateşinin etrafında oturup sohbet etmek de gerçekten güzeldi.Huzurlu,sakin ve güvenli bir kamp alanı isteyen herkese tavsiye edebilirim.Kampın web sitesini ziyaret etmek isteyen varsa http://oludenizdogakamp.com arkadaşlar

  6. Bu yaz önce fethiye ölüdenizde harika bir otelde kaldık, bu bahsettiğiniz kampı neredeyse seçecektik ki allahtın 1 yaşında bebeğimiz olduğu gerçeğini düşünüp vazgeçtik iyi ki öyle yapmışız. Şimdi size fena halde katalıyorum, niye mi, çünkü bu yaz ikinci tatilimizi biz de büyük bir hata ile olimposta bir bungalov otel seçerek yaptık. Otel de denemez aslında ahşap kulübelerden bir kamp alanı. Odalarda klima var ama o kadar ahşaptan giren sıcağı yok etmesi mümkün olmuyor kilmanın, daha girdiğimizin ilk saati odayı karıncalar bastı. Ve akşamına kalamadan ordan ayrılıp neredeyse tam karşısındaki harika bir alie oteline yerleştik hem de daha ucuz bi fiyata. Ben de kırklı yaşlarımdayım ve maceraperest bir ruha sahip olsam da artık bünye – hele de biraz kazı fiyata – böyle saçma sapan kamp alanlarını kaldıramıyor. Bu tip yerler tamamen genç ve gerçekten konforu hiiç umursamayan tatilcilere göre diyecem ama aynı paraya o gençler de çook daha iyi yerlerde kalabilirler bence. Amaç ille kamp yapmaksa bari gerçekten milli parklardaki kamping alanlarına gidin en azından o kadar para bayılmazsınız gençler.
    Yani kazın ayağı bu tarz çadırlı, bungalovlu yerler için hiç de öyle göründüğü gibi değil, hele de internette gördüğünüz fotolara bakıp rezervasyon yaptırınca gittiğinizde sizi büyük hayal kırıklıkları bekliyor olacak.
    Yanınıza kesinlikle vücuda sürülen sinek kovuculardan alın, mutlaka el feneriniz olsun. Vee en önemlisi de siz belli bir yaşı aşmışsanız bence bu tip maceraları güzel bir butik otel ya da ucuz bir aile otelinde kalarak yapmaya bakın.
    Olimpostaki kaldığımız otelin adını gönül rahatlığıyla vereyim Hotel Olimpia, antik kente bungalovların yoğun olduğu yere çok yakın, 8 odalı bir aile oteli ve havuza girilebiliyor, personel inanılmaz sıcak ve birası da soğuk. Tavsiye ederim :)
    Gerçekçi yazınız için teşekkür ederim, epey zamandır gittiği tatili kazıklansa bile ballandırarak anlatanlardan gına gelmişti.

    Selamlar!

    1. Bu işletme el değiştirmiş sanırım, yaz mevsimi dışında konaklamak keyifli olabilir belki. Sessizliği, temizliği ve soğuk bira sağlasınlar yeterli aslında :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir