Sergey Mikhaylovich Prokudin-Gorskii ile Artvin’de Karşılaşma

Sergei Mikhailovich Prokudin-Gorskii ismini geçmiş yıllarda duymuş ve çalışmalarını görmüş olsam da bu konuda bir şeyler yazma fikrinin gelişmesi bir rastlantı ile oldu. İlkokul dönemi çocukluğumun üç yılı Artvin’de geçmişti ve yaklaşık 20 yıl kadar sonra bir dizi tesadüf sonrası tekrar buraya gelmiştim.

gorskii_artvin01

Hemen sonraki haftalarda da kardeşim bana, 1910 yılında Gorskii tarafından çekilmiş, yukarıdaki Artvin fotoğrafını göstermişti. Fotoğrafa baktığımda ben de tamamen tesadüf eseri, 100 sene önce Gorskii’nin bulunduğu yerden, benzer bir Artvin manzarası çektiğimi fark ettim (altta). Gorskii hakkında bir yazı hazırlama fikri bu şekilde ortaya çıktı.

Daha önce Gorskii’nin fotoğraflarını görmüşseniz, yüz yıldan daha eski olduklarına inanmanın zor olduğunu bilirsiniz. Biz alıştığımız üzere (bırakın yüz yılı) anne babamızın fotoğrafları bile siyah beyazdır. Zaten bu durum Gorskii’nin tekniğinde bir bit yeniği var düşüncesini aklıma getirmişti. Biraz araştırınca cevabı buldum.

Sergey Prokudin-Gorskii (1863–1944) Rusya’da Funikova Gora’da doğmuş. Kimya eğitimi alan Gorskii, ünlü bilim adamlarıyla Saint Petersburg, Berlin ve Paris’de çalışarak, renkli fotoğrafların ilk tekniklerini geliştirmiş ve fotoğrafçılık tarihinin en önemli isimlerinden birisi olmuştur.

1909’dan 1915’e kadar, Çar’dan aldığı özel izinle Rusya İmparatorluğunu dolaşmış. Bu seyahati, karanlık odaya dönüştürülmüş bir araçla gerçekleştirmiş ve sayısız fotoğraf çekmiş. Rus ihtilalinden sonra Fransa’ya giderek hayatının sonuna kadar çalışmalarını Paris’te sürdürmüş.

Aşağıdaki fotoğraf Artvin’de çekilmiş. Bazı kaynaklarda “Ermeni bir kız” bazılarında ise “Gürcü bir kız” şeklinde açıklama vardı.

Gorskii yaklaşık altı yıl boyunca oldukça geniş bir bölgeyi bu şekilde dolaşarak fotoğraflamış ve bölge için çok değerli, canlı belgeler bırakmış.

.

RGB Renk Sistemi

Gorskii’nin tekniğine gelecek olursak; bir fotoğraf makinesi ile çekmek istediği konunun peş peşe 3 tane siyah beyaz fotoğrafını çekiyordu. Ancak her bir fotoğrafı çekerken objektifin önüne kırmızı (Red), yeşil (Green) ve mavi (Blue) filtre koyuyordu.

Bu üç renk (biraz fotoğrafla uğraşanlar bilir) bilgisayarlarda, dijital fotoğraf ve bazı baskı sistemlerinde kullanılan RGB renk sisteminin temelini oluşturur. Daha sonra Gorskii çektiği bu üç fotoğrafı negatif şeklinde cam üzerine aktarıyordu. Dizayn ettiği özel bir projeksiyon sistemi aracılığıyla da ayrı ayrı yerleştirdiği camlardaki bu görüntüleri perde üzerine yansıtıyordu.

Üçlü projeksiyon sisteminde açılar görüntülerin üst üste geleceği şekilde ayarlanmıştı. Bu sayede seyirciler renkli fotoğraflar izliyordu. Yani Gorskii temel olarak renkli baskıyı değil renkli projeksiyonu gerçekleştirmişti. Fotoğraflarının renkli baskıları çok daha sonra yapılacaktı. Solda bu sunumunu temsil eden bir çizimi görüyorsunuz.

Gorskii’nin Rus devrimi öncesindeki çektiği ve cam tabletler üzerine bastığı fotoğrafları 1948 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından ailesinden satın alınmış ve bilgisayarla taranarak (Walter Frankhauser tarafından geliştirilen bir teknik ile) birleştirilmiş, 2001 yılında “The Empire that was Russia” başlığı altında sergilenmiş.

Aşağıda Gorskii’nin çekmiş olduğu üç ayrı siyah beyaz fotoğraftan nasıl renkli bir fotoğraf elde ettiğini görebilirsiniz.

Soldaki sütunda üç ayrı renk filtre ile peş peşe çekilmiş üç ayrı siyah beyaz fotoğrafı bulunuyor. Gorskii’nin karşılaştığı en büyük zorluk modelin hareket etmeden durma gerekliliğiydi. Çünkü model her karede sabit durmazsa görüntüler üst üste çakışmıyor ve renk kaymaları oluşuyordu.

.

.

savsat_karagol_008

Karagöl / Şavşat / Artvin

Karagöl adında Türkiye genelinde birçok göl var. Bunların biri Borçka’da diğeri Şavşat’ta olmak üzere iki tanesi Artvin ili sınırları içinde. Borçka Karagöl gezisi yazısına buradan ulaşabilirsiniz. Şavşat Karagöl, Artvin il merkezine yaklaşık 80 Km. mesafede. Aracınızla oldukça rahat ulaşabileceğiniz bir uzaklıkta ve yolu da oldukça düzgün. Ben Artvin’den kiraladığım araç ile sorunsuz bir yolculuk yaptım. Dikkat etmeniz gereken tek nokta, Artvin-Erzurum arası yol çalışmalarından dolayı ulaşım kesintili olarak gerçekleştiriliyor. Planlamadan gitmeniz durumunda en kötü olasılıkla yaklaşık bir saat yolun açılmasını bekleyebilirsiniz. Yolun açık olduğu saatleri buradan takip edebilirsiniz.

savsat_karagol_001

Yukarıdaki fotoğraf Şavşat Kalesine ait. Karagöl’e gitmek için Şavşat İlçe Merkezine gelmeden bu kalenin hemen altından küçük bir yoldan sola sapmanız gerekiyor. Buradan sonra yol hızla yükseliyor ve virajlar nedeniyle sizi yavaşlatıyor. Ancak asıl keyifli olan kısım buradan sonra başlıyor.

savsat_karagol_002

Her zaman olduğu gibi karadeniz ormanları fotoğraf için yol boyu güzel görüntüler veriyor. Biz gittiğimizde Ekim ayı başlarıydı. Sanırım bir veya iki hafta sonra gelseydik bu bölge ormanlarının sadece bir hafta kadar süren meşhur kızıllığını yakalayabilecektik. Eğer bölgede tanıdıklarınız varsa bilgi alıp gezi tarihinizi bu haftalara getirmekte fayda var.

savsat_karagol_003

Şavşat Karagöl, Borçka Karagölden daha küçük bir göl. Derinliği yaklaşık 30 m.  Gölde Sazan Balığı ve ilginçtir 11 çeşit akvaryum balığı yaşıyormuş. Akvaryum balıkları vakti zamanında burada çalışan bir görevli tarafından bırakılmış. Şu anda göle uyum sağlamışlar ve gölün her yerinde bu akvaryum balıklarını görebiliyorsunuz.

savsat_karagol_004

Göl çevresinde rahat yürünebilecek yorucu olmayan ve çok güzel bir parkur var. Yaklaşık yarım saatlik bir gezinti yapılabiliyor. Piknik yapmak için de masa ve alanlar mevcut.

savsat_karagol_005

Eğer piknikten hoşlanmıyorsanız ufak bir tesis restoran ve pansiyon hizmeti veriyor. Burada konaklayabilir, yemek yiyebilir ve kiralayacağınız sandal ile gölde gezinti yapabilirsiniz. Kürek çekmenin zor bir şey olduğunu burada öğrendim. Yaklaşık 20 Dakikalık gezinti nefes nefese kalmanıza yetiyor.

savsat_karagol_007

Günün sabah ve öğleden sonra saatlerinde yapacağınız iki ayrı turla gölü tüm açılardan fotoğraflayabilirsiniz. Ben öğleden sonra çekebildiğim için ışık sadece bu açıdan uygundu.

savsat_karagol_008

Araçla gelmek için aşağıdaki rotayı kullanın:

arhavi-02

Arhavi Yeşil Yayla Şenlikleri

Yeşil Yayla Festivali her yıl Temmuz ayında Artvin’in Arhavi ilçesinde düzenleniyor. Her festivalin farklı bir teması oluyor. Benim katıldığım 5. Yayla Festivalinin teması ise “Taş”. Festival 3 gün sürüyor ve her gün temaya ait değişik etkinlikler düzenleniyor. Festivale ait internet sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

Arhavi bence Artvin’in en sevimli ilçesi. Hem deniz kenarında olması, hem de hemen içerisinde bulunan yüksek ve yemyeşil köylere sahip olması “emekli olunca buraya yerleşeyim” hissi uyandırıyor.

arhavi-01

Festivalin açılışı ilçe merkezinde yapıldı. Açılış derken beklentiniz büyük olmasın. Temmuz ayının nemli sıcağında yürüyüşten bahsediyorum. Yürüyüş tabi ki tulum eşliğinde horonla yapıldı.

arhavi-02

Festival programı gereği Artvin Doğa Sporları Derneğinin desteğiyle Cip Safariye katıldık. Programda Mençuna Şelalesinde kahvaltı ve Arılı Köyünde (Papilat) yemek ve konser bulunuyordu. Üstü açık bir cipe binebildiğimiz için şanslıydık. Festivalin en keyifli bölümü burasıydı.

arhavi-03

arhavi-04

Yukarıdaki köprü Mençuna Şelalesi yakınlarındaki Çifte Köprü bölgesi. Sağdan yukarıya çıkarsanız Arılı köyüne, karşıdan yukarı çıkarsanız Dikyamaç köyüne ulaşıyorsunuz. Her iki köyü de görmenizi tavsiye ederim. Ortada devam ederseniz 3-4 km sonra Mençuna Şelalesi var.

arhavi-05

Karadenizli şoförler çok şakacı. Yol boyu espri olsun diye öndeki cipe çarptık durduk. Başta korkutucuydu ama sonra çaresizlik içinde biz de gülmeye çalıştık. İnsan alışıyor.

arhavi-06

arhavi-07

Bahsettiğim Dikyamaç Köyü yolu tam karşıda. Bulunduğumuz yer ise Arılı köyü yolu.

arhavi-08

arhavi-09

Burası Arılı Köyü girişi. Her Karadeniz köyü gibi her yer çay bitkisi kaplı. Her zamanki gibi sıcak karşılamadan sonra Festival temasına uygun olarak taş kaplar içerisinde pişen geleneksel bir yemek olan “Kapça Geçveyi” pişirilmeye başlandı. Yemek içeriği sebzeler ve hamsiden oluşuyor. Önceden kızdırılmış taş kaplara koyulup, üstü “komar” bitkisi yaprakları örtülerek pişmeye bırakılıyor.

arhavi-10

arhavi-11

Köydeki organizasyon gece 22:00 ye kadar sürecekti ancak benim ulaşım sorunum olduğundan erken dönmek zorunda kaldım. Bu nedenle konserden fotoğraflar paylaşamadım.

arhavi-12

arhavi-13

Ayrıca yukarıda bahsettiğim gibi festival 3 gün sürüyor. Ben sadece bir gün katıldım. Ancak gidecek arkadaşlar mutlaka tamamına katılın. Karadeniz insanının rahat yapısı gereği ufak tefek organizasyon sorunları olsa da keyif kaçıracak kadar değil.

.

SAL_7889

Karagöl / Borçka / Artvin

İş nedeniyle Rize’ye yerleştim ve yaklaşık bir aydır Rize’de yaşıyorum. Fotoğraf merakı sayesinde gelir gelmez RİFSAD ile tanışmıştım zaten. Aynı hafta ise RİFSAD’ın Borçka/Karagöl kampı planladığını öğrendim. Eşim sağolsun İzmir’den apar topar çadır, çanta, uyku tulumu gibi malzemelerimi kargo ile gönderdi. Böylelikle Karagöl kampına katılabildim. Kısaca bu geziden bahsedeceğim.

Karagöl, Artvin’in Borçka ilçesinde küçük bir göl. Gölün etrafı sık ağaçlarla çevrili. Fotoğraflarda, sonbahar döneminde yeşil ve kızılın tonları ile çok etkileyici bir halde görüyordum. Ancak gittiğimiz hafta ağaçlar yapraklarını dökmüş bu atmosfer biraz etkisini kaybetmişti. Fotoğraf meraklıları için bu bir sene daha beklemek anlamına geliyor.

Elimizdeki ile yetinmek gerektiğinden ışığı kaybetmemek için hızlıca çadırları kurduk. Gölün en güzel tarafı çadırları kurmak için harika bir yere sahip olması. Gölün ortasına uzanan küçük bir yarımada şeklinde bölüm var. Buradayken etrafınız göl tarafından çevrilmiş oluyor.

Gittiğimiz günler haftasonuydu. Eğer Karagöl’ü sakin hali ile görmek istiyorsanız hafta içi gitmenizi tavsiye ederim. Çünkü haftasonu çevreden yoğun bir ziyaretçi akışı oluyor. Bu kötü birşey değil aslında. Nedeni şudur: Ben İzmir’den gelen birisi olarak yabancı bir ülkede gibiyim. Bu yörenin insanları, dolayısı ile kültürü çok faklı. Dışardan bakan birisi olarak insanları gözlemlemek keyifli oluyor. Belki mesleğimin verdiği paranoya ile ben öyle algılıyorumdur.

İki günlük kampımız boyunca çeşitli okullardan gruplar halinde öğrenciler gölü ziyarete geldi. ilk dikkatimi çeken her grupta mutlaka tulum çalan birinin olmasıydı. Tulum çalmaya başlayınca insanlar yerinde duramıyor, hatta gölün karşı kıyısında sesi duyanlar da horona başlıyordu. Bana hepsinin aynı gelmesine rağmen yöreler arasında oyunlar oldukça farklıymış. Tulumun cebi olduğunu da hatırlatayım. Sadece dinleyip gidemiyorsunuz.

Çevrede dolaşmak için çeşitli patika ve yollar mevcut. Kendinize güveniyorsanız patika harici de ormana girebilirsiniz. Biz öyle yaptık ama kendimize güvendiğimizden değil. Orman içinde ayı, yaban domuzu gibi hayvanlar var. Bu konuda dikkatli olmanızı, yol kenarından fazla uzaklaşmamanızı öneririm. Dört kişilik küçük bir grup ile girdiğimiz orman içinden, iki arkadaşımızın ayı sesi duymaları nedeniyle apar topar çıktık. Ben durumu çok ciddiye almamıştım. Tesadüftür aynı akşam evde haberleri kurcalarken çevre illerden birinde biri ayı saldırısı nedeniyle hayatını kaybetmiş. Bu haberden sonra bakış açım biraz değişti tabi.

Fotoğrafa meraklı iseniz -zaten biliyorsunuzdur- erken saatlerde gelmenizi tavsiye ederim. Güneş gün boyu göl etrafında farklı bölgeleri aydınlatarak her saatte farklı kareler almanızı sağlıyor. Tabi bu gün boyu göl etrafında dolaşmanız demek. Benim en büyük talihsizliğim geniş açı lensimin olmamasıydı. Bütün fotoğrafları 50mm lensim ile çekmek zorunda kaldım. Bu nedenle kaçırdığım kareler için hala keyfim kaçıyor. Geziden döner dönmez de bir Tokina 12-24mm siparişi verdim.

Çadırla uğraşamam diyorsanız yukarıda fotoğrafta görülen pansiyonda konaklayabilirsiniz. Kahvaltı ve yemek veriliyor. Göl kenarında kahvaltı yapabilir, gölde sandalla dolaşabilirsiniz.

Ancak rezervasyon yaptırmayı ihmel etmeyin. Hafta sonları genelde yer olmuyor.

[box color=yellow]Rezervasyon için 0 535 472 22 18 den Necip beyi arayabilirsiniz. Pansiyonun adı “Karagöl Pansiyon”. Civarda başka pansiyon da yok zaten. Ben sorduğumda kişi başı (yemek+kahvaltı+yatak) 45 TL idi.[/box]

Sonuç itibariyle Karagöl, kamp ve fotoğraf çekmeyi sevenler için tavsiye edebileceğim çok güzel bir yer. Geniş açı lensimle en kısa zamanda tekrar gitme planları yapıyorum.