savsat_karagol_008

Karagöl / Şavşat / Artvin

Karagöl adında Türkiye genelinde birçok göl var. Bunların biri Borçka’da diğeri Şavşat’ta olmak üzere iki tanesi Artvin ili sınırları içinde. Borçka Karagöl gezisi yazısına buradan ulaşabilirsiniz. Şavşat Karagöl, Artvin il merkezine yaklaşık 80 Km. mesafede. Aracınızla oldukça rahat ulaşabileceğiniz bir uzaklıkta ve yolu da oldukça düzgün. Ben Artvin’den kiraladığım araç ile sorunsuz bir yolculuk yaptım. Dikkat etmeniz gereken tek nokta, Artvin-Erzurum arası yol çalışmalarından dolayı ulaşım kesintili olarak gerçekleştiriliyor. Planlamadan gitmeniz durumunda en kötü olasılıkla yaklaşık bir saat yolun açılmasını bekleyebilirsiniz. Yolun açık olduğu saatleri buradan takip edebilirsiniz.

savsat_karagol_001

Yukarıdaki fotoğraf Şavşat Kalesine ait. Karagöl’e gitmek için Şavşat İlçe Merkezine gelmeden bu kalenin hemen altından küçük bir yoldan sola sapmanız gerekiyor. Buradan sonra yol hızla yükseliyor ve virajlar nedeniyle sizi yavaşlatıyor. Ancak asıl keyifli olan kısım buradan sonra başlıyor.

savsat_karagol_002

Her zaman olduğu gibi karadeniz ormanları fotoğraf için yol boyu güzel görüntüler veriyor. Biz gittiğimizde Ekim ayı başlarıydı. Sanırım bir veya iki hafta sonra gelseydik bu bölge ormanlarının sadece bir hafta kadar süren meşhur kızıllığını yakalayabilecektik. Eğer bölgede tanıdıklarınız varsa bilgi alıp gezi tarihinizi bu haftalara getirmekte fayda var.

savsat_karagol_003

Şavşat Karagöl, Borçka Karagölden daha küçük bir göl. Derinliği yaklaşık 30 m.  Gölde Sazan Balığı ve ilginçtir 11 çeşit akvaryum balığı yaşıyormuş. Akvaryum balıkları vakti zamanında burada çalışan bir görevli tarafından bırakılmış. Şu anda göle uyum sağlamışlar ve gölün her yerinde bu akvaryum balıklarını görebiliyorsunuz.

savsat_karagol_004

Göl çevresinde rahat yürünebilecek yorucu olmayan ve çok güzel bir parkur var. Yaklaşık yarım saatlik bir gezinti yapılabiliyor. Piknik yapmak için de masa ve alanlar mevcut.

savsat_karagol_005

Eğer piknikten hoşlanmıyorsanız ufak bir tesis restoran ve pansiyon hizmeti veriyor. Burada konaklayabilir, yemek yiyebilir ve kiralayacağınız sandal ile gölde gezinti yapabilirsiniz. Kürek çekmenin zor bir şey olduğunu burada öğrendim. Yaklaşık 20 Dakikalık gezinti nefes nefese kalmanıza yetiyor.

savsat_karagol_007

Günün sabah ve öğleden sonra saatlerinde yapacağınız iki ayrı turla gölü tüm açılardan fotoğraflayabilirsiniz. Ben öğleden sonra çekebildiğim için ışık sadece bu açıdan uygundu.

savsat_karagol_008

Araçla gelmek için aşağıdaki rotayı kullanın:

petran-05

Petran Yaylası / Rize

Geziden sonra Petran yaylası hakkında biraz daha bilgi edinmek için bilgisayarın başına geçtiğimde neredeyse hiçbir şey bulamadım. Sonradan öğrendiğime göre bu gölgenin adı “Meşeköy” müş. Yaklaşık 2000m metrede bulunan yayla İkizdereye bağlı, kar ve soğuk havasıyla meşhur.

petran-01

Geziyi Mayıs ayında gerçekleştirmemize rağmen kar ve sisten dolayı çevremizi görmekte oldukça zorlandık. Fotoğraflarımız da bahar mevsiminde kış fotoğrafı oldu.

petran-02

Petran yaylasına ulaştığımızda sis daha da bastırdı, zaman zaman görüş mesafesi 5 metreye kadar düştü. Aracınızla gelmeyi düşünürseniz yolun çok dik ve virajlı olduğunu belirteyim. Arazi aracınız yoksa kışın gelmeyi düşünmeyin.

petran-03

Köy merkezine geldiğimizde kimseler yoktu. Sonradan öğrendiğimize göre köyde cenaze nedeniyle pek kimse kalmamış. Normalde kışın dahi kalanlar var. Konuştuğumuz köylüler kışın çok sert geçtiğini söyledi. Kar yüksekliği yılın büyük çoğunluğu birkaç metreyi rahatlıkla buluyormuş.

petran-04

petran-05

Gezinin büyük kısmı yoğun sis nedeniyle nereye yürüdüğümüzü görmeden geçti. Vadinin güzel manzarasını bu nedenle hiç göremedik. Umarım yazın tekrar gelip fotoğraflama imkanı bulurum.

petran-06

petran-09

petran-10

Bölge hakkında çok fazla bilgi edinemedim. Ancak aşağıda Rize üzerinden rotayı harita üzerinden görebilirsiniz.

avusor_06

Avusor Yaylası / Rize

Avusor yaylası Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı harika bir yayla. Buraya ulaşabilmek için Ayder yaylasından geçiliyor. Ayder yaylasına kadar yol oldukça iyi. Ancak buradan sonra oldukça bozuluyor ve daralıyor. Yol boyu uçurum kenarlarından geçen yol uçaktaymış hissi veriyor. Özellikle virajlar ayrı heyecan. Tek seferde dönemeyen araçlar ileri geri bir iki manevrayla yolcuları oldukça geriyor. Tabi manzara eşsiz.

avusor_01

Yaylaya yaklaşınca ufak yerleşim yerleri ve dağın yamacında tek başına duran evler görülmeye başlanıyor. Birçok köyde artık yaşayan yok. Ancak hiç beklenmedik bir yerde insanlar karşınıza çıkabiliyor.

avusor_16

avusor_02

avusor_03

Yukarıdaki fotoğrafda Avusor yaylasını görebilirsiniz. Burada yaklaşık 40-50 hane var. Evlerin yüksekliği kar nedeniyle az tutulmuş. Yerleşim yerine ulaştığımızda yayladaki “tesis”de küçük bir mola veriyoruz. Burada küçük bir bakkal ve kafeterya var. Gece konaklama imkanı yok. Mevsim uygunsa çadır kurabilir veya ayder yaylasında konaklayarak günübirlik olarak burayı ziyarete gelebilirsiniz.

avusor_04

Teyze bize hemen çay yapıyor. Kendisi hem burayı hem de bitişikteki bakkalı işletiyor. Her iki yer de tamamen ahşaptan. İlginçtir burada oturmak çok rahatlatıcıydı. Sanırım betondan çok  sıkılmışız.

avusor_05

Kafeterya bölümü de Tarkan filmlerinden hatırladığımız hanlara benziyor. Oldukça minimalist döşenmiş. Zaten 2600 metredeki bir yayla tesisinden de daha fazlasını beklememek lazım.

avusor_06

Burası da “Şaşgun Bakkal” Sanırım yakın zamanlarda restore edilmiş. Çekilmiş eski fotoğraflarını görmüştüm. Biraz daha farklıydı. Bu biraz yapay duruyor. Karadeniz’in naif ve muzip tabelaları prim yaptığı için artık kasıtlı olarak böyle ilginçlikler yapıyorlar sanırım.

avusor_07

Bu bakkal, şehir hayatına alışkın birisi için çok ilginç gelebilir. Görüldüğü üzere pek ürün çeşidi yok. Hayatta kalmanıza ancak yetecek kadar ürün yelpazesine sahip. Yaylada bir tane daha bakkal vardı ancak o kapalıydı. İçine giremedim.

avusor_08

Çevrede dolanırken Recep Beyle de karşılaştık.

avusor_09

Moladan sonra yaylanın meşhur gölünü görmek üzere yola çıktık. yayla sakini amca bizi yakaladı uzunca gölden ve yaylanın tarihinden bahsetti. Daha anlatacak çok şeyi olduğundan durun ben de sizle geleyim dedi. Geldi de. Biz dilimiz dışarıda yürürken O yaşına rağmen elleri arkasında göle kadar geldi.

avusor_10

Bu da köyün hemen yukarısında bulunan Mini bir hidroelektrik santrali. Köy elektriğini buradan karşılıyor. Karadeniz’in bir çok köyü ve yaylasında bu yapılardan görebilirsiniz.

avusor_11

Göl, yaylaya yürüyerek yaklaşık 45 dakika mesafede. Rahat ve keyifli bir parkur.

avusor_12

Amca yolda yine yakaladı bizi. Yine bölgenin tarihinden bahsetti. Şaşırtıcı derecede bilgisi var. Rize’nin şimdiki ilçesi Pazar’ın önceden ismi Atina’ymış. Amca anlatırken pek gerçekçi gelmemişti. Ancak eve gidince hemen google’a sorduk. Geçekten de 1928 yılına kadar bu ilçenin adı Atina’ymış.

avusor_13

Yol boyu manzara yine çok güzel. Bu görünen dağın ismi kemerli kaçkar. Gölün ismi kafanızı karıştırabilir kaynaklarda Avusor gölü, Büyük göl ve Kemerli göl olarak geçebiliyor. Ben haritada büyük göl adıyla bulabildim.

avusor_14

avusor_15

Bölgede düzenlenen gezilerin hemen hemen hepsinde mutlaka tulum oluyor ve bulunan her düzlükte horon oynanıyor. Başlarda şaşırmıştım ama neredeyse tulumsuz gezi yok gibiydi. Üsteki fotoğrafta arkada görülen dağlar kemerli kaçkar dağları. Avusor gölü bu dağların hemen dibinde bulunuyor.

Gezi için ÇAYDOSK’ a teşekkürler. Bölgeyi ziyarete gelirseniz, her haftasonu bölgedeki birçok doğa derneği ve topluluğu tarafından çeşitli geziler düzenleniyor. Bir tanesine katılmayı ihmal etmeyin.

A: Çamlıhemşin

B: Avusor Gölü (Büyük Göl)

tahpur_yaylasi_02

Marbudam ve Tahpur Yaylaları / Rize

Yöredeki herkesin Marbudam ismiyle bildiği İncesu köyü Rize’nin Çayeli ilçesine bağlı. Ancak ilçeye oldukça uzak (45 km.) ve tüm Rize yaylaları gibi yüksek; 2280 rakımda. Köyde kışın pek kalan olmuyor. Gezimiz esnasında karşılaştığımız köy sakinleri kışı ya İstanbul’da ya da Rize’de geçiriyor, buraya sadece yazları geliyorlarmış. Köyde okul, sağlık ocağı gibi hizmetler olmadığı ve de kış şartları çok ağır olduğu için başka türlüsü de beklenemezdi sanırım.

Köy sakinleri genelde hayvancılıkla uğraşıyor. Hayvanların otlaması için geniş düzlükler var. Ancak hayvan sayısı beklendiği kadar yok. Yıllar boyu hayvan sayısı çok azalmış. Sanırım teknolojinin gelişmesi, ekonominin çaya sırtını yaslaması ve bunun sonrasında yeni neslin büyük şehirlere göçü bunda etken.

tahpur_yaylasi_01

tahpur_yaylasi_02

Bir çok köy gibi köy meydanında bir çeşme var ama biraz büyükçe. İklim şartlarında korunmak için olsa gerek evler birbirine çok yakın. Taş ve ahşaptan yapılan evler arasında dar sokaklar bulunuyor. Son zamanlarda betonarme evler de köye eklenmiş durumda.

tahpur_yaylasi_03

 

tahpur_yaylasi_04

Rize’nin yüksek yaylalarında evler kar ve olumsuz hava şartlarından korunmak için oldukça alçak yapılıyor. Marbudam’da yer yer bu özellikte evleri görmekle beraber daha sonradan eklenmiş 2-3 katlı yüksek yapılarda bulunmakta.

tahpur_yaylasi_05

Yukarıdaki çocuklar Rize’de yaşıyormuş. Genelde bir yere ikinci gidişim ise çekmiş olduğum birkaç fotoğrafı bastırır oradakilere hediye ederim. Hem fotoğraflarını çektiğimiz insanlara borcumuzu ödemiş oluyoruz, hem de tekrar gidişimizde daha sıcak bir ortam yaratıyor. Herkese tavsiye derim. Ancak bu kez yaklaşık bir ay sonra çocukların ailesi beni Rize’de buldu ve bastırmış olduğum fotoğrafları aldılar.

tahpur_yaylasi_06

Tabi böyle yaylalara gidip yaşlı insan fotoğrafı çekmek adetten olduğu için ben çevredeki arazide dolaşırken tüm ekip köydeki yaşlı insanları bulup fotoğraflamaya başlamışlardı bile.

Yukarıdaki aile İstanbul’da yaşayıp yazları burada geçirenlerden. Sanırım en güzeli bu. Bir türlü kopamadığımız büyük şehirlerde kışı geçirip, yazları bu eşsiz yaylalarda nefes almak. Düşük oksijen seviyesiyle mantıklı düşünmekten uzaklaşıp kiralık ev olup olmadığını bile sorduk.

tahpur_yaylasi_07

Marbudam (İncesu) ziyaretinden sonra Tahpur’a doğru yola devam ettik. Bu kadar görkemli dağ manzaraları içerisinde köy maket gibi görünmeye başlıyor insana. Doğa gezisi deyince 500m. yüksekliği geçmeyen, birkaç ağacı orman olarak isimlendirmeye alışkın olanlar için bu coğrafyaya alışması zor oluyor.

tahpur_yaylasi_08

Tahpur yaylasına ulaştığımızda aşağıdaki tabela karşılıyor bizleri. Sanırım bu yaylada yabancı arıları sevmiyorlar. Kurşun izleri de sanırım ciddiyetlerini göstermek için :)

marbudam-tahpur8a

Tahpur yaylasından sonra hedefimiz Balıklı Göl. Araçlardan indikten sonra yaklaşık 45 dk. lık bir yol bizi bekliyor. Patika taşlarla kaplı olduğu için yürümek çok zahmetli. Sık sık ayağınız kayıyor, aşağıya yuvarlanma tedirginliği yaşıyorsunuz. Eğer giderseniz bu bölümü dikkatli geçmenizi tavsiye ederim.

tahpur_yaylasi_09

45dk. lık yolu biz 1 saatte aldık. Nasıl olsa göl kaçmıyor kendimizi yormayalım diye düşündük. Gerçekten yorucu bir patika. Hedefe ulaştığımızda göl sisle kaplıydı. Burada mola verip yemek yerken zaman zaman sisin aralanmasıyla aşağıdaki gibi birkaç fotoğraf çekebildim. Gerçekten etkileyici bir manzara.

tahpur_yaylasi_10

Gölün adının balıklı göl olduğunu söylediler ancak haritada bu isimde bir göl bulamadım. Net olarak öğrendiğimde haritada gösterip bir güncelleme yapacağım.

tahpur_yaylasi_11

Göl manzarasıyla dinlenip yemeklerimizi yedikten sonra dönüş yolculuğumuza geçtik. Bölgeye gelmeyi düşünenler için aşağıda Çayeli – İncesu (Marbudam) arası güzergahı işaretledim. Yaz döneminde ve bölgeyi bilenlerle -ya da GPS ve sağlam bir araçla- gelmenizi tavsiye ederim.


SAL_7889

Karagöl / Borçka / Artvin

İş nedeniyle Rize’ye yerleştim ve yaklaşık bir aydır Rize’de yaşıyorum. Fotoğraf merakı sayesinde gelir gelmez RİFSAD ile tanışmıştım zaten. Aynı hafta ise RİFSAD’ın Borçka/Karagöl kampı planladığını öğrendim. Eşim sağolsun İzmir’den apar topar çadır, çanta, uyku tulumu gibi malzemelerimi kargo ile gönderdi. Böylelikle Karagöl kampına katılabildim. Kısaca bu geziden bahsedeceğim.

Karagöl, Artvin’in Borçka ilçesinde küçük bir göl. Gölün etrafı sık ağaçlarla çevrili. Fotoğraflarda, sonbahar döneminde yeşil ve kızılın tonları ile çok etkileyici bir halde görüyordum. Ancak gittiğimiz hafta ağaçlar yapraklarını dökmüş bu atmosfer biraz etkisini kaybetmişti. Fotoğraf meraklıları için bu bir sene daha beklemek anlamına geliyor.

Elimizdeki ile yetinmek gerektiğinden ışığı kaybetmemek için hızlıca çadırları kurduk. Gölün en güzel tarafı çadırları kurmak için harika bir yere sahip olması. Gölün ortasına uzanan küçük bir yarımada şeklinde bölüm var. Buradayken etrafınız göl tarafından çevrilmiş oluyor.

Gittiğimiz günler haftasonuydu. Eğer Karagöl’ü sakin hali ile görmek istiyorsanız hafta içi gitmenizi tavsiye ederim. Çünkü haftasonu çevreden yoğun bir ziyaretçi akışı oluyor. Bu kötü birşey değil aslında. Nedeni şudur: Ben İzmir’den gelen birisi olarak yabancı bir ülkede gibiyim. Bu yörenin insanları, dolayısı ile kültürü çok faklı. Dışardan bakan birisi olarak insanları gözlemlemek keyifli oluyor. Belki mesleğimin verdiği paranoya ile ben öyle algılıyorumdur.

İki günlük kampımız boyunca çeşitli okullardan gruplar halinde öğrenciler gölü ziyarete geldi. ilk dikkatimi çeken her grupta mutlaka tulum çalan birinin olmasıydı. Tulum çalmaya başlayınca insanlar yerinde duramıyor, hatta gölün karşı kıyısında sesi duyanlar da horona başlıyordu. Bana hepsinin aynı gelmesine rağmen yöreler arasında oyunlar oldukça farklıymış. Tulumun cebi olduğunu da hatırlatayım. Sadece dinleyip gidemiyorsunuz.

Çevrede dolaşmak için çeşitli patika ve yollar mevcut. Kendinize güveniyorsanız patika harici de ormana girebilirsiniz. Biz öyle yaptık ama kendimize güvendiğimizden değil. Orman içinde ayı, yaban domuzu gibi hayvanlar var. Bu konuda dikkatli olmanızı, yol kenarından fazla uzaklaşmamanızı öneririm. Dört kişilik küçük bir grup ile girdiğimiz orman içinden, iki arkadaşımızın ayı sesi duymaları nedeniyle apar topar çıktık. Ben durumu çok ciddiye almamıştım. Tesadüftür aynı akşam evde haberleri kurcalarken çevre illerden birinde biri ayı saldırısı nedeniyle hayatını kaybetmiş. Bu haberden sonra bakış açım biraz değişti tabi.

Fotoğrafa meraklı iseniz -zaten biliyorsunuzdur- erken saatlerde gelmenizi tavsiye ederim. Güneş gün boyu göl etrafında farklı bölgeleri aydınlatarak her saatte farklı kareler almanızı sağlıyor. Tabi bu gün boyu göl etrafında dolaşmanız demek. Benim en büyük talihsizliğim geniş açı lensimin olmamasıydı. Bütün fotoğrafları 50mm lensim ile çekmek zorunda kaldım. Bu nedenle kaçırdığım kareler için hala keyfim kaçıyor. Geziden döner dönmez de bir Tokina 12-24mm siparişi verdim.

Çadırla uğraşamam diyorsanız yukarıda fotoğrafta görülen pansiyonda konaklayabilirsiniz. Kahvaltı ve yemek veriliyor. Göl kenarında kahvaltı yapabilir, gölde sandalla dolaşabilirsiniz.

Ancak rezervasyon yaptırmayı ihmel etmeyin. Hafta sonları genelde yer olmuyor.

[box color=yellow]Rezervasyon için 0 535 472 22 18 den Necip beyi arayabilirsiniz. Pansiyonun adı “Karagöl Pansiyon”. Civarda başka pansiyon da yok zaten. Ben sorduğumda kişi başı (yemek+kahvaltı+yatak) 45 TL idi.[/box]

Sonuç itibariyle Karagöl, kamp ve fotoğraf çekmeyi sevenler için tavsiye edebileceğim çok güzel bir yer. Geniş açı lensimle en kısa zamanda tekrar gitme planları yapıyorum.