Zargistal – Ambarlı – Gito yaylaları

Zargistal, Gito ve Ambarılı yaylaları Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı. Çamlıhemşin ve Hemşin bölgeleri, daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi doğal güzellikler açısından mutlaka görülmesi gereken yerler. Bu bölgede birçok yayla ve köy bulunuyor. Yollar biraz zahmetli olabiliyor ancak.

zagistal-ambarli-gito_01

Geziye Çayeli ilçesindeki doğaseverlerin oluşturduğu bir topluluk olan ÇAYDOSK organizasyonu ile gittik. Amaç yaylaları görmek de olsa, bölgenin yabancıları için sadece yolculuk bile ayrı bir keyif. Ağaçların ve yeşilin yoğunluğundan insan şaşkına dönüyor.

zagistal-ambarli-gito_02

İlk durak olanZargistal yaylasına ulaştığımızda aniden bastıran sis vadi manzarasını izlememizi engelledi. Ancak bu geziye ayrı bir güzellik kattı. Bu kadar yoğun sis çok alışkın olduğum bir şey değil.

zagistal-ambarli-gito_03

Karadeniz’in genelinde görmeye alışkın olduğumuz yük taşıyan kadınlar. Odun taşımak, hayvanlara bakmak gibi ağır işleri nedense bu bölgede kadınlar yapıyor. Tabi diğer ev işleri, çocuk bakmak gibi işlerden bahsetmiyorum. Onları zaten yapıyorlar.

zagistal-ambarli-gito_04

Ambarlı yaylasına doğru yola çıktığımızda hava açıldı. Bu sayede vadiyi ve dağları fotoğraflayabildim.

zagistal-ambarli-gito_05

İzlemesi çok güzel bir manzara. Neyse ki molayı burada verdik.

zagistal-ambarli-gito_06

zagistal-ambarli-gito_07

Yukarıdaki yerleşim bölgesi, Ambarlı yaylasının mola yerimizden görünümü.

zagistal-ambarli-gito_08

Burası ise Gito yaylası (Bazı kaynaklarda Kıto olarak geçiyor). Gördüğüm diğer yayla yerleşimleri ile kıyaslandığında nüfus daha fazla.

zagistal-ambarli-gito_09

.

.

Deremezra / Ardeşen / Rize

Deremezra gezisi yine bir KDRK organizasyonuydu. Sabah Rize’den Ardeşen ilçesine doğru hareket ettik. Yol oldukça uzun ve yorucuydu. Çoğumuzun bildiği üzere karedeniz yayla yolları oldukça dolambaçlı ve bozuk. Umarız böyle de kalır.

deremezra_01

Yürüyüş parkuruna yaban çileği toplama yarışması ile başlandı. Yarışmacılar canları pahasına yaban çileği toplamak için kayalıklara tırmandılar. Yarışma sonunda ödül olarak herkes topladığı yaban çileklerini yedi.

deremezra_02

Parkurun bir kısmı dere kenarından ilerliyordu. Ancak dere yatağının değiştirildiğini gördük. Nedenini şimdilik bilmiyorum. Öğrenebilirsem güncelleme yapacağım.

deremezra_04

Bu da günün mesaj içeren fotosu. Şaka bir yana Karadeniz sahil yolu, HES‘ler ve yayla yolları ile Karadeniz’in doğası büyük tehdit altında. Bu konuda yöre halkının bir kısmı direniş gösterse de diğer bir kısmı bazı çıkarlar nedeniyle duruma sessiz kalmakta veya ortak olmakta.

deremezra_03

deremezra_05

.Yürüyüş Karadeniz’de her zaman olduğu gibi etkileyici manzara ve yeşillikler arasında geçti. Suyun bu kadar bol olduğu başka bir yer görmedim. Belki bu yüzden yöre halkı pek değer vermiyor bu suya ve doğa güzelliklerine.

deremezra_06

Doğa fotoğrafı sevenler için de bu yürüyüşler oldukça zengin olanaklar sunuyor. Bitki, böcek ve manzara konusunda sıkıntı yaşamıyorsunuz..

deremezra_07

deremezra_09

Geldiğimizi gören genç nüfus “kaçın, amatör fotoğrafçılar geliyor” diyerek aceleyle oradan uzaklaştılar. Ancak yürümekte zorlanan yaşlı birkaç amca kaçamadı. Tabi ki onlar da amatör fotoğrafçı teröründen nasiplerini aldılar.

Aşağıdaki amca ben ağasın fotoğrafını çekerken yanıma gelip “bu ağacı ben diktim” dedi. “Ne zaman?” dedim. “Ohooo” dedi. Geçekten çok zaman geçmiştir herhalde. Fotoğrafta amcayı ve arkasında diktiği ağacı görebilirsiniz.

deremezra_11

Aşağıdaki fotoğrafta da arkadaşımız Hasan bize nasıl sahte doğa fotoğrafı çekileceğini gösteriyor. İbreti alem olması için hemen fotoğrafladım.

deremezra_08

deremezra_12

Zorlu doğa şartlarında bazı kayıplar da verdik tabi. Neyse ki ekibin büyük kısmı geri dönmeyi başarabildi.

Deremezra gezisi oldukça yorucu bir araç yolculuğu gerektirmesine rağmen bu sıkıntıya fazlasıyla değen bir gezi oldu. Doğa ve fotoğraf severlere şiddetle tavsiye olunur.

Üsküt Dağı Geçişi / Rize

Üsküt dağı Rize’nin Hemşin ve Çamlıhemşin ilçeleri arasında yer alıyor. Üsküt Dağı gezisine KDRK derneği organizasyonu ile katıldım. Üsküt dağı Hemşin ve Çamlıhemşin ilçeleri arasında yer alıyor. Parkura ulaşmak için önce Rize merkezden araçlarla Hemşin’e geçtik. Hemşin merkezinden de bir miktar Üsküt dağına doğru yol aldık. Belirli bir yerden sonra yürüyüşümüz üsküt dağını geçerek Çamlıhemşin yakınlarına kadar devam etti.

Aslında Hemşin’den Çamlıhemşin’e kadar tüm Üsküt dağını geçen bir yol var. Ama doğa yürüyüşü özü gereği genelde patikalar tercih ediliyor. Hem yol hem de patikalar doğa güzelliği açısından eşsiz. Sanırım bu bölge Rize’nin en yeşil bölümü. İzmir ve Ankara’da yıllarca doğa yürüyüşü diye kandırmışlar bizi. Tüm gezi boyunca şaşkınlık içinde etrafı seyrettim ve fotoğrafladım.

Patika yer yer zorlu olabiliyor. Yüksek nemden dolayı bitkiler oldukça sık ve yüksek. Kısa sürede de açılan patikaları kapatıyorlar. Ayrıca nem yüzünden yağmur yağmasa da ıslanıyosunuz. Bu denele bu gölgede su geçirmeyen giyisiler ve ayakkabılar tercih edilmeli. Baton da dizlerinizi zorlamamanız ve kayıp düşmemeniz  için çok faydalı olacaktır.

Parkur boyunca zaman zaman açılmış olan yoldan da ilerledik. Patikalarda kaybolmayayım, ayılarla karşılaşmayayım derseniz aracınızla da bu geçişi gerçekleştirebilirsiniz. Ancak yer yer bozulan yol konusunda uyarmam gerekir. Arazi için uygun bir araç tercih edin.

Ayı demişken, burada da arkadaşlar buldukları bir ayı ayak izini inceliyorlar. Bu dönemde çevrede ayılar da oluyor. Bu nedenle çevreyi bilen bir rehber eşliği olmadan patikalara girmenizi tavsiye etmem.

Karadeniz de hava çok değişken. Bir dakika ara ile çektiğim iki fotoğraf bambaşka olabiliyor. Aniden bastıran sis görüşü mesafenizi 3-4 metreye kadar indirebiliyor. Sis, geziye oldukça güzel bir hava katmasına rağmen vadinin manzarasını bizden uzunca bir süre gizledi.

.

Çamlıhemşin’e yaklaşmaya başladığımızda yer yer evler karşımıza çıkmaya başladı. Yörenin geleneksel mimarisi özelliği olarak ahşap evler yaygın. Ancak bir çoğu ömrünü doldurmaya başalmış. Yerine ise betonarme evler hızla yapılıyor.

 

Dönüş yolunda meşhur fırtına deresi üzerinde rafting yapan bir grup Rus sporcuya rastladık. Bir miktar sohbet ettik kendileriyle. Oldukça iyi ekipmanlarla donanmışlardı. Ancak ertesi gün üzücü bir haber aldık. Gazetelerde bu sporculardan birinin rafting yaparken hayatını kaybettiği yazıyordu.

Sonuç olarak Üsküt dağı faaliyetinin, hayatımda yaptığım en keyifli doğa yürüyüşü olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. çok yormayan patikası, yeşilliğin inanılmaz derecede bol ve gerçekten “yeşil” olması ve değişken havanın bize her dakika farklı kareler vermesi benim için bu geziyi çok bir keyifli hale getirdi.

Çal Mağarası / Trabzon

Haftasonu için Erfelek kampı planları yaparken, geziyi organize eden KDRK kulübünden, bilemediğim sebeplerden dolayı gezinin iptal olduğu haberini aldım. Neyse ki Rize’de “biri olmazsa öbürü olur nasıl olsa” güvenini verecek kadar çok kulüp, dernek ve turizm şirketi var. Pazar gününün yağışlı geçeceğini de haberi aldıktan sonra, Gito Yaylası’nın da fotoğraf açısından çok makul olmayacağını düşündüm. Yağmur yağarken nerede rahatlıkla fotoğraf çekilebilir? Tabi ki mağarada.

cal_magarasi_01

Böylelikle Çal Mağarası turuna katıldım. Turu düzenleyen firma olan Macaheltur‘un aracı Ardeşen’den yola çıktı. Ben geziye Rize’den katıldım. Mağaraya Rize’den yaklaşık iki saatlik yolculuktan sonra ulaşılıyor. Trabzon’un Çal köy beldesinde bulunan mağara bazı sitelerde dünyanın en uzun ikinci mağarası diye yazılmış. Ülkemizdeki herhangi bir göl çevrede yaşayanlar tarafından dünyanın en büyük gölü, bir saray dünyanın en büyük sarayı, bir kuş cenneti dünyanın en büyük kuş cenneti diyerek sunulduktan sonra bu tip ifadelere pek güvenmiyorum.

Mağaranın girişi yukarıda görülmekte. Fotoğraftaki şemsiyeli görevli mağaranın güvenlik sebebiyle kış sezonunda kapatıldığını söyledi. Ama sağ olsun ısrarlarımıza dayanamayarak kapıyı açtı. Ne de olsa bize bir şey olmazdı.

cal_magarasi_02

Mağaranın içi bildiğimiz mağara. Bildiğimiz mağara, ülkemiz turizm anlayışı ile birleşince keşke hiç dokunmasaymışız dedirtiyor. Kötü düzenlenmiş spot ışıklar, sağa sola atılmış tahta parçaları, mağaranın tavanındaki -nasıl çıkıp da yazdıklarını anlamadığım- yazılar geziyi ucuz lunaparklardaki korku tünelleri havasına sokuyor.

cal_magarasi_03

Mağarayı gezerken, ağırlık yapmasın diyerek getirmediğim tripodumu çok aradım. Mecburen dayandık ISO üst sınırlarına. Biraz titreterek biraz grenli derken bir miktar fotoğraf elde ettim.

cal_magarasi_04

Mağarayı 15-20dk. gibi kısa bir sürede dolaştık. Mağarada su seviyesi yüksek olduğu için güzergah boyunca tahtadan köprüler döşenmiş. Çevre fazlaca nemli olduğu için yerler çok kaygan. Kayarsam makineme zarar gelmesin diye kendimi makineye siper ederek dolaştım. Ne de olsa kolum veya bacağım kırılsa iyileşir ama makinem iyileşmezdi.

Gezimizi bitirdikten sonra, görevli arkadaş yukarıda oturacak yerler olduğunu gösteriyor bize. Biz de dediği şekilde yukarı çıktık. Bu esnada kar yağmaya da başladı. Mağaranın hemen üzerinden irice bir oyuğa kafeterya benzeri bir bölüm yapmışlar. Gezinin en keyifli bölümü de burası oldu zaten.

cal_magarasi_05

Yukarıdaki oturma bölümü hemen şelalenin altında sevimli bir yer. Çay içeceğiz diye sevinirken görevli arkadaş ortalıktan kayboldu. Sağ olsun gerekli bütün malzemeleri hazır bırakıp gitmiş. Biz de şelale suyundan kendimize çay yaptık. Musluktan akan sudan bahsetmeyeceğim.

cal_magarasi_06

Tabi görevli arkadaşın gelmesi uzun sürmedi. Hemen kendisine kendi çayından ikram ettikten sonra sohbete başladık. Aşağıda buranın işletmesini pahalıya aldığından dolayı hafif pişmanlığını ifade ederken görmektesiniz.

cal_magarasi_07

Tur rehberimiz Serdar’ın da neden böyle bir bakış attığını bilemeyeceğim. O anda ne düşünüyorsa artık, sormadım. Normalde sakin ve iyi niyetli bir arkadaş.

cal_magarasi_08

Çal mağarası tek başında mağara görmek için gidilecek kadar ilginç gelmedi bana. Ancak yol boyunca manzara çok güzel. Çeşitli köylerden geçerek geliyorsunuz. Fotoğraf çekmeyi düşünenler için belirteyim, bu köyler manzara ve insan çekmek için zengin bir bölge. Amacı mağara olarak düşünmeden, güzergahtan da keyif alabilecekler için tavsiye ederim. Amaçtan değil süreçten zevk alalım yani :)

Çal Mağarasına Nasıl Gidilir: Yorumlarda Derya eklemiş, buraya toplu taşımayla gelebilmek için; Akçaabattan kalkan Çal köyü minibüsleri ile köye gelip, buradan 30 dakikalık bir yürüyüş yapmanız gerekiyor.

.