petran-05

Petran Yaylası / Rize

Geziden sonra Petran yaylası hakkında biraz daha bilgi edinmek için bilgisayarın başına geçtiğimde neredeyse hiçbir şey bulamadım. Sonradan öğrendiğime göre bu gölgenin adı “Meşeköy” müş. Yaklaşık 2000m metrede bulunan yayla İkizdereye bağlı, kar ve soğuk havasıyla meşhur.

petran-01

Geziyi Mayıs ayında gerçekleştirmemize rağmen kar ve sisten dolayı çevremizi görmekte oldukça zorlandık. Fotoğraflarımız da bahar mevsiminde kış fotoğrafı oldu.

petran-02

Petran yaylasına ulaştığımızda sis daha da bastırdı, zaman zaman görüş mesafesi 5 metreye kadar düştü. Aracınızla gelmeyi düşünürseniz yolun çok dik ve virajlı olduğunu belirteyim. Arazi aracınız yoksa kışın gelmeyi düşünmeyin.

petran-03

Köy merkezine geldiğimizde kimseler yoktu. Sonradan öğrendiğimize göre köyde cenaze nedeniyle pek kimse kalmamış. Normalde kışın dahi kalanlar var. Konuştuğumuz köylüler kışın çok sert geçtiğini söyledi. Kar yüksekliği yılın büyük çoğunluğu birkaç metreyi rahatlıkla buluyormuş.

petran-04

petran-05

Gezinin büyük kısmı yoğun sis nedeniyle nereye yürüdüğümüzü görmeden geçti. Vadinin güzel manzarasını bu nedenle hiç göremedik. Umarım yazın tekrar gelip fotoğraflama imkanı bulurum.

petran-06

petran-09

petran-10

Bölge hakkında çok fazla bilgi edinemedim. Ancak aşağıda Rize üzerinden rotayı harita üzerinden görebilirsiniz.

avusor_06

Avusor Yaylası / Rize

Avusor yaylası Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı harika bir yayla. Buraya ulaşabilmek için Ayder yaylasından geçiliyor. Ayder yaylasına kadar yol oldukça iyi. Ancak buradan sonra oldukça bozuluyor ve daralıyor. Yol boyu uçurum kenarlarından geçen yol uçaktaymış hissi veriyor. Özellikle virajlar ayrı heyecan. Tek seferde dönemeyen araçlar ileri geri bir iki manevrayla yolcuları oldukça geriyor. Tabi manzara eşsiz.

avusor_01

Yaylaya yaklaşınca ufak yerleşim yerleri ve dağın yamacında tek başına duran evler görülmeye başlanıyor. Birçok köyde artık yaşayan yok. Ancak hiç beklenmedik bir yerde insanlar karşınıza çıkabiliyor.

avusor_16

avusor_02

avusor_03

Yukarıdaki fotoğrafda Avusor yaylasını görebilirsiniz. Burada yaklaşık 40-50 hane var. Evlerin yüksekliği kar nedeniyle az tutulmuş. Yerleşim yerine ulaştığımızda yayladaki “tesis”de küçük bir mola veriyoruz. Burada küçük bir bakkal ve kafeterya var. Gece konaklama imkanı yok. Mevsim uygunsa çadır kurabilir veya ayder yaylasında konaklayarak günübirlik olarak burayı ziyarete gelebilirsiniz.

avusor_04

Teyze bize hemen çay yapıyor. Kendisi hem burayı hem de bitişikteki bakkalı işletiyor. Her iki yer de tamamen ahşaptan. İlginçtir burada oturmak çok rahatlatıcıydı. Sanırım betondan çok  sıkılmışız.

avusor_05

Kafeterya bölümü de Tarkan filmlerinden hatırladığımız hanlara benziyor. Oldukça minimalist döşenmiş. Zaten 2600 metredeki bir yayla tesisinden de daha fazlasını beklememek lazım.

avusor_06

Burası da “Şaşgun Bakkal” Sanırım yakın zamanlarda restore edilmiş. Çekilmiş eski fotoğraflarını görmüştüm. Biraz daha farklıydı. Bu biraz yapay duruyor. Karadeniz’in naif ve muzip tabelaları prim yaptığı için artık kasıtlı olarak böyle ilginçlikler yapıyorlar sanırım.

avusor_07

Bu bakkal, şehir hayatına alışkın birisi için çok ilginç gelebilir. Görüldüğü üzere pek ürün çeşidi yok. Hayatta kalmanıza ancak yetecek kadar ürün yelpazesine sahip. Yaylada bir tane daha bakkal vardı ancak o kapalıydı. İçine giremedim.

avusor_08

Çevrede dolanırken Recep Beyle de karşılaştık.

avusor_09

Moladan sonra yaylanın meşhur gölünü görmek üzere yola çıktık. yayla sakini amca bizi yakaladı uzunca gölden ve yaylanın tarihinden bahsetti. Daha anlatacak çok şeyi olduğundan durun ben de sizle geleyim dedi. Geldi de. Biz dilimiz dışarıda yürürken O yaşına rağmen elleri arkasında göle kadar geldi.

avusor_10

Bu da köyün hemen yukarısında bulunan Mini bir hidroelektrik santrali. Köy elektriğini buradan karşılıyor. Karadeniz’in bir çok köyü ve yaylasında bu yapılardan görebilirsiniz.

avusor_11

Göl, yaylaya yürüyerek yaklaşık 45 dakika mesafede. Rahat ve keyifli bir parkur.

avusor_12

Amca yolda yine yakaladı bizi. Yine bölgenin tarihinden bahsetti. Şaşırtıcı derecede bilgisi var. Rize’nin şimdiki ilçesi Pazar’ın önceden ismi Atina’ymış. Amca anlatırken pek gerçekçi gelmemişti. Ancak eve gidince hemen google’a sorduk. Geçekten de 1928 yılına kadar bu ilçenin adı Atina’ymış.

avusor_13

Yol boyu manzara yine çok güzel. Bu görünen dağın ismi kemerli kaçkar. Gölün ismi kafanızı karıştırabilir kaynaklarda Avusor gölü, Büyük göl ve Kemerli göl olarak geçebiliyor. Ben haritada büyük göl adıyla bulabildim.

avusor_14

avusor_15

Bölgede düzenlenen gezilerin hemen hemen hepsinde mutlaka tulum oluyor ve bulunan her düzlükte horon oynanıyor. Başlarda şaşırmıştım ama neredeyse tulumsuz gezi yok gibiydi. Üsteki fotoğrafta arkada görülen dağlar kemerli kaçkar dağları. Avusor gölü bu dağların hemen dibinde bulunuyor.

Gezi için ÇAYDOSK’ a teşekkürler. Bölgeyi ziyarete gelirseniz, her haftasonu bölgedeki birçok doğa derneği ve topluluğu tarafından çeşitli geziler düzenleniyor. Bir tanesine katılmayı ihmal etmeyin.

A: Çamlıhemşin

B: Avusor Gölü (Büyük Göl)

tahpur_yaylasi_02

Marbudam ve Tahpur Yaylaları / Rize

Yöredeki herkesin Marbudam ismiyle bildiği İncesu köyü Rize’nin Çayeli ilçesine bağlı. Ancak ilçeye oldukça uzak (45 km.) ve tüm Rize yaylaları gibi yüksek; 2280 rakımda. Köyde kışın pek kalan olmuyor. Gezimiz esnasında karşılaştığımız köy sakinleri kışı ya İstanbul’da ya da Rize’de geçiriyor, buraya sadece yazları geliyorlarmış. Köyde okul, sağlık ocağı gibi hizmetler olmadığı ve de kış şartları çok ağır olduğu için başka türlüsü de beklenemezdi sanırım.

Köy sakinleri genelde hayvancılıkla uğraşıyor. Hayvanların otlaması için geniş düzlükler var. Ancak hayvan sayısı beklendiği kadar yok. Yıllar boyu hayvan sayısı çok azalmış. Sanırım teknolojinin gelişmesi, ekonominin çaya sırtını yaslaması ve bunun sonrasında yeni neslin büyük şehirlere göçü bunda etken.

tahpur_yaylasi_01

tahpur_yaylasi_02

Bir çok köy gibi köy meydanında bir çeşme var ama biraz büyükçe. İklim şartlarında korunmak için olsa gerek evler birbirine çok yakın. Taş ve ahşaptan yapılan evler arasında dar sokaklar bulunuyor. Son zamanlarda betonarme evler de köye eklenmiş durumda.

tahpur_yaylasi_03

 

tahpur_yaylasi_04

Rize’nin yüksek yaylalarında evler kar ve olumsuz hava şartlarından korunmak için oldukça alçak yapılıyor. Marbudam’da yer yer bu özellikte evleri görmekle beraber daha sonradan eklenmiş 2-3 katlı yüksek yapılarda bulunmakta.

tahpur_yaylasi_05

Yukarıdaki çocuklar Rize’de yaşıyormuş. Genelde bir yere ikinci gidişim ise çekmiş olduğum birkaç fotoğrafı bastırır oradakilere hediye ederim. Hem fotoğraflarını çektiğimiz insanlara borcumuzu ödemiş oluyoruz, hem de tekrar gidişimizde daha sıcak bir ortam yaratıyor. Herkese tavsiye derim. Ancak bu kez yaklaşık bir ay sonra çocukların ailesi beni Rize’de buldu ve bastırmış olduğum fotoğrafları aldılar.

tahpur_yaylasi_06

Tabi böyle yaylalara gidip yaşlı insan fotoğrafı çekmek adetten olduğu için ben çevredeki arazide dolaşırken tüm ekip köydeki yaşlı insanları bulup fotoğraflamaya başlamışlardı bile.

Yukarıdaki aile İstanbul’da yaşayıp yazları burada geçirenlerden. Sanırım en güzeli bu. Bir türlü kopamadığımız büyük şehirlerde kışı geçirip, yazları bu eşsiz yaylalarda nefes almak. Düşük oksijen seviyesiyle mantıklı düşünmekten uzaklaşıp kiralık ev olup olmadığını bile sorduk.

tahpur_yaylasi_07

Marbudam (İncesu) ziyaretinden sonra Tahpur’a doğru yola devam ettik. Bu kadar görkemli dağ manzaraları içerisinde köy maket gibi görünmeye başlıyor insana. Doğa gezisi deyince 500m. yüksekliği geçmeyen, birkaç ağacı orman olarak isimlendirmeye alışkın olanlar için bu coğrafyaya alışması zor oluyor.

tahpur_yaylasi_08

Tahpur yaylasına ulaştığımızda aşağıdaki tabela karşılıyor bizleri. Sanırım bu yaylada yabancı arıları sevmiyorlar. Kurşun izleri de sanırım ciddiyetlerini göstermek için :)

marbudam-tahpur8a

Tahpur yaylasından sonra hedefimiz Balıklı Göl. Araçlardan indikten sonra yaklaşık 45 dk. lık bir yol bizi bekliyor. Patika taşlarla kaplı olduğu için yürümek çok zahmetli. Sık sık ayağınız kayıyor, aşağıya yuvarlanma tedirginliği yaşıyorsunuz. Eğer giderseniz bu bölümü dikkatli geçmenizi tavsiye ederim.

tahpur_yaylasi_09

45dk. lık yolu biz 1 saatte aldık. Nasıl olsa göl kaçmıyor kendimizi yormayalım diye düşündük. Gerçekten yorucu bir patika. Hedefe ulaştığımızda göl sisle kaplıydı. Burada mola verip yemek yerken zaman zaman sisin aralanmasıyla aşağıdaki gibi birkaç fotoğraf çekebildim. Gerçekten etkileyici bir manzara.

tahpur_yaylasi_10

Gölün adının balıklı göl olduğunu söylediler ancak haritada bu isimde bir göl bulamadım. Net olarak öğrendiğimde haritada gösterip bir güncelleme yapacağım.

tahpur_yaylasi_11

Göl manzarasıyla dinlenip yemeklerimizi yedikten sonra dönüş yolculuğumuza geçtik. Bölgeye gelmeyi düşünenler için aşağıda Çayeli – İncesu (Marbudam) arası güzergahı işaretledim. Yaz döneminde ve bölgeyi bilenlerle -ya da GPS ve sağlam bir araçla- gelmenizi tavsiye ederim.


arhavi-02

Arhavi Yeşil Yayla Şenlikleri

Yeşil Yayla Festivali her yıl Temmuz ayında Artvin’in Arhavi ilçesinde düzenleniyor. Her festivalin farklı bir teması oluyor. Benim katıldığım 5. Yayla Festivalinin teması ise “Taş”. Festival 3 gün sürüyor ve her gün temaya ait değişik etkinlikler düzenleniyor. Festivale ait internet sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

Arhavi bence Artvin’in en sevimli ilçesi. Hem deniz kenarında olması, hem de hemen içerisinde bulunan yüksek ve yemyeşil köylere sahip olması “emekli olunca buraya yerleşeyim” hissi uyandırıyor.

arhavi-01

Festivalin açılışı ilçe merkezinde yapıldı. Açılış derken beklentiniz büyük olmasın. Temmuz ayının nemli sıcağında yürüyüşten bahsediyorum. Yürüyüş tabi ki tulum eşliğinde horonla yapıldı.

arhavi-02

Festival programı gereği Artvin Doğa Sporları Derneğinin desteğiyle Cip Safariye katıldık. Programda Mençuna Şelalesinde kahvaltı ve Arılı Köyünde (Papilat) yemek ve konser bulunuyordu. Üstü açık bir cipe binebildiğimiz için şanslıydık. Festivalin en keyifli bölümü burasıydı.

arhavi-03

arhavi-04

Yukarıdaki köprü Mençuna Şelalesi yakınlarındaki Çifte Köprü bölgesi. Sağdan yukarıya çıkarsanız Arılı köyüne, karşıdan yukarı çıkarsanız Dikyamaç köyüne ulaşıyorsunuz. Her iki köyü de görmenizi tavsiye ederim. Ortada devam ederseniz 3-4 km sonra Mençuna Şelalesi var.

arhavi-05

Karadenizli şoförler çok şakacı. Yol boyu espri olsun diye öndeki cipe çarptık durduk. Başta korkutucuydu ama sonra çaresizlik içinde biz de gülmeye çalıştık. İnsan alışıyor.

arhavi-06

arhavi-07

Bahsettiğim Dikyamaç Köyü yolu tam karşıda. Bulunduğumuz yer ise Arılı köyü yolu.

arhavi-08

arhavi-09

Burası Arılı Köyü girişi. Her Karadeniz köyü gibi her yer çay bitkisi kaplı. Her zamanki gibi sıcak karşılamadan sonra Festival temasına uygun olarak taş kaplar içerisinde pişen geleneksel bir yemek olan “Kapça Geçveyi” pişirilmeye başlandı. Yemek içeriği sebzeler ve hamsiden oluşuyor. Önceden kızdırılmış taş kaplara koyulup, üstü “komar” bitkisi yaprakları örtülerek pişmeye bırakılıyor.

arhavi-10

arhavi-11

Köydeki organizasyon gece 22:00 ye kadar sürecekti ancak benim ulaşım sorunum olduğundan erken dönmek zorunda kaldım. Bu nedenle konserden fotoğraflar paylaşamadım.

arhavi-12

arhavi-13

Ayrıca yukarıda bahsettiğim gibi festival 3 gün sürüyor. Ben sadece bir gün katıldım. Ancak gidecek arkadaşlar mutlaka tamamına katılın. Karadeniz insanının rahat yapısı gereği ufak tefek organizasyon sorunları olsa da keyif kaçıracak kadar değil.

.

zagistal-ambarli-gito_01

Zargistal – Ambarlı – Gito yaylaları

Zargistal, Gito ve Ambarılı yaylaları Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı. Çamlıhemşin ve Hemşin bölgeleri, daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi doğal güzellikler açısından mutlaka görülmesi gereken yerler. Bu bölgede birçok yayla ve köy bulunuyor. Yollar biraz zahmetli olabiliyor ancak.

zagistal-ambarli-gito_01

Geziye Çayeli ilçesindeki doğaseverlerin oluşturduğu bir topluluk olan ÇAYDOSK organizasyonu ile gittik. Amaç yaylaları görmek de olsa, bölgenin yabancıları için sadece yolculuk bile ayrı bir keyif. Ağaçların ve yeşilin yoğunluğundan insan şaşkına dönüyor.

zagistal-ambarli-gito_02

İlk durak olanZargistal yaylasına ulaştığımızda aniden bastıran sis vadi manzarasını izlememizi engelledi. Ancak bu geziye ayrı bir güzellik kattı. Bu kadar yoğun sis çok alışkın olduğum bir şey değil.

zagistal-ambarli-gito_03

Karadeniz’in genelinde görmeye alışkın olduğumuz yük taşıyan kadınlar. Odun taşımak, hayvanlara bakmak gibi ağır işleri nedense bu bölgede kadınlar yapıyor. Tabi diğer ev işleri, çocuk bakmak gibi işlerden bahsetmiyorum. Onları zaten yapıyorlar.

zagistal-ambarli-gito_04

Ambarlı yaylasına doğru yola çıktığımızda hava açıldı. Bu sayede vadiyi ve dağları fotoğraflayabildim.

zagistal-ambarli-gito_05

İzlemesi çok güzel bir manzara. Neyse ki molayı burada verdik.

zagistal-ambarli-gito_06

zagistal-ambarli-gito_07

Yukarıdaki yerleşim bölgesi, Ambarlı yaylasının mola yerimizden görünümü.

zagistal-ambarli-gito_08

Burası ise Gito yaylası (Bazı kaynaklarda Kıto olarak geçiyor). Gördüğüm diğer yayla yerleşimleri ile kıyaslandığında nüfus daha fazla.

zagistal-ambarli-gito_09

.

.

SAL_4709

Üsküt Dağı Geçişi / Rize

Üsküt dağı Rize’nin Hemşin ve Çamlıhemşin ilçeleri arasında yer alıyor. Üsküt Dağı gezisine KDRK derneği organizasyonu ile katıldım. Üsküt dağı Hemşin ve Çamlıhemşin ilçeleri arasında yer alıyor. Parkura ulaşmak için önce Rize merkezden araçlarla Hemşin’e geçtik. Hemşin merkezinden de bir miktar Üsküt dağına doğru yol aldık. Belirli bir yerden sonra yürüyüşümüz üsküt dağını geçerek Çamlıhemşin yakınlarına kadar devam etti.

Aslında Hemşin’den Çamlıhemşin’e kadar tüm Üsküt dağını geçen bir yol var. Ama doğa yürüyüşü özü gereği genelde patikalar tercih ediliyor. Hem yol hem de patikalar doğa güzelliği açısından eşsiz. Sanırım bu bölge Rize’nin en yeşil bölümü. İzmir ve Ankara’da yıllarca doğa yürüyüşü diye kandırmışlar bizi. Tüm gezi boyunca şaşkınlık içinde etrafı seyrettim ve fotoğrafladım.

Patika yer yer zorlu olabiliyor. Yüksek nemden dolayı bitkiler oldukça sık ve yüksek. Kısa sürede de açılan patikaları kapatıyorlar. Ayrıca nem yüzünden yağmur yağmasa da ıslanıyosunuz. Bu denele bu gölgede su geçirmeyen giyisiler ve ayakkabılar tercih edilmeli. Baton da dizlerinizi zorlamamanız ve kayıp düşmemeniz  için çok faydalı olacaktır.

Parkur boyunca zaman zaman açılmış olan yoldan da ilerledik. Patikalarda kaybolmayayım, ayılarla karşılaşmayayım derseniz aracınızla da bu geçişi gerçekleştirebilirsiniz. Ancak yer yer bozulan yol konusunda uyarmam gerekir. Arazi için uygun bir araç tercih edin.

Ayı demişken, burada da arkadaşlar buldukları bir ayı ayak izini inceliyorlar. Bu dönemde çevrede ayılar da oluyor. Bu nedenle çevreyi bilen bir rehber eşliği olmadan patikalara girmenizi tavsiye etmem.

Karadeniz de hava çok değişken. Bir dakika ara ile çektiğim iki fotoğraf bambaşka olabiliyor. Aniden bastıran sis görüşü mesafenizi 3-4 metreye kadar indirebiliyor. Sis, geziye oldukça güzel bir hava katmasına rağmen vadinin manzarasını bizden uzunca bir süre gizledi.

.

Çamlıhemşin’e yaklaşmaya başladığımızda yer yer evler karşımıza çıkmaya başladı. Yörenin geleneksel mimarisi özelliği olarak ahşap evler yaygın. Ancak bir çoğu ömrünü doldurmaya başalmış. Yerine ise betonarme evler hızla yapılıyor.

 

Dönüş yolunda meşhur fırtına deresi üzerinde rafting yapan bir grup Rus sporcuya rastladık. Bir miktar sohbet ettik kendileriyle. Oldukça iyi ekipmanlarla donanmışlardı. Ancak ertesi gün üzücü bir haber aldık. Gazetelerde bu sporculardan birinin rafting yaparken hayatını kaybettiği yazıyordu.

Sonuç olarak Üsküt dağı faaliyetinin, hayatımda yaptığım en keyifli doğa yürüyüşü olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. çok yormayan patikası, yeşilliğin inanılmaz derecede bol ve gerçekten “yeşil” olması ve değişken havanın bize her dakika farklı kareler vermesi benim için bu geziyi çok bir keyifli hale getirdi.